02.02.2018 Cuma Hutbesi (Çocuklarınıza camideki yerlerinizi miras bırakın)

Kardeşlerim, İbrahim İpek Efendi Hazretleri’nin – Fakirin müstahef olduğu zatın – bir nasihatı ile hutbeme başlamak istiyorum. Derdi ki;
“Çoluk çocuğunuza camideki yerinizi, dervişliğinizi ve posttaki mesainizi bırakın. Ben babamdan zenginim, bnim oğlum da benden zengin olur. Para, mal, mülk bulunur ama din, iman bulunmaz.”

Bu manada imani eğitim, İslami eğitim önem arz eder kibu eğitim daha ana rahminde, baba sulbünde başlamaktadır. Bu eğitim ced ve ced, damar ve damar, neseb ve neseb birbirine aktarılmaktadır. Rabbimize şükürler olsun ki iman dairesi içindeyiz, ikrama uğramış bir şekilde dünyaya getirilmişiz. Bu bize ve neslimize büyük lütuf ve ikramdır.
Cenab-ı Hak; “Şükrederseniz nimetimi arttırırım, küfran-ı nimet ederseniz, onu elinizden alırım” buyurmaktadır. İslam ve iman dairesi içinde gelen insanların sorgu ve suali, uğradıkları ikram seviyesince olacak, eğer bu nimetin kadri bilinmezse bundan da muazzeb olunacaklardır. Rabbim cc bizlere istikamet nasip eylesin, bu imani çalışmaların kıymetini bilmeyi nasip eylesin.
Bugün Osmanlı bakiyesi Türkiye cumhuriyetinin dik ve diri durması, tasavvuf cemaatlerinin ve tarikatlerin yapmış olduğu yaygın eğitimin sonucudur. Hepiniz bilirsiniz ki anneniz, ablanız, neneniz, hanımınız siz işte iken Kur’an toplantılarına giderler, almış oldukları tarikat derslerini çekerler. Böylece hem kendilerini yetiştirirler, hem de rahme düşmüş o çocuklar o süreçte o duygu, bereket ve rahmetle dünyaya gelirler. Çocuk eğitimini ana rahminden başlatabiliriz. Böylece çocuğa ruh üflendiğinde bu minval üzere bu ilim, zikir toplantılarına giden hanım bacılarımız, bu eğitimin ana menbaı ve merkezi olmaktadır.

Cezayirdeki biz ziyaretimizde, iki buçuk yaşındaki bir çocuğu zaviyeye getirdiler. Çocuğu sandalyeye oturttular, eline bir mikrofon verdiler. Meryem suresini ezbere okudu. Peşinden birkaç sure daha okudu ki Kur’an’ın üçte biri ezberindeymiş çocuğun. Okurken de kafasını çeviriyor, ayağını sallıyor. Biz de hayretle dinledik çocuğu. Daha sonra bu çocuğun annesini evde iş yaparken, istirahat ederken Kur’an-ı Kerim’i kasetten vs dinleyerek vakit geçirdiğini, karnındaki çocuğun da bunu dinleyerek sarıp ezberlediğini söylediler. Ve çocuk bir-bir buçuk yaşında konuşmaya başladığında ilk kelamı, annesinin karnında hıfz etmiş olduğu Kur’an sureleri olmuş. Çeyrek hafız olarak doğmuş çocuk. Bu lütuf ve ihsanı görünce dedik ki hususen Uşşaki tarikatı, umumen bütün tarikatlar, demek ki bu memlekette büyük hizmetler yapıyorlarmış. Bizim hususen İç Anadolu’da yaygın bir hizmetimiz var. 500 den fazla ilim ve zikir meclislerimiz devam etmektedir. Burdan feyizlenen babalar ve anneler ve onların rahmine, sulbüne düşen bu muhabbetler iman hakikatleri olarak ortaya çıkmakta ve yetişmektedir.

Bugün itibariyle ılımlı İslam söylemine gelen Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri vs gibi güya İslam ve Arap kimliğinde olan memleketlerin çökmesinin sebebi, içlerindeki tasavvufi eğitimin, halk eğitiminin, hanımların irşat ve hizmetlerinin zaafiyete uğraması; Tv, internet veya bir takım kanalların menfi tahaccümlerine maruz kalınarak iman hakikatlerinin içinin boşaltılmasıdır.

Bizleri biz yapan ve diri tutan; ortada gözükmeyen, ismi anılmayan ve illegal durumda düşünülüp, yine de can siperane hizmetlerini yapan tarikat ve tasavvuf cemaatlerinin irşadıdır ki bugün itibariyle bilinmese bile bu anki siyasi irade ve idarenin arkasında dimdik ayakta durmuş ve vatanını, milletini satmamış, satmayacak olan bir gelenektir. Bugün itibariyle bunun sahiplenilmesi, ayağa kaldırılması ve bu hizmetlerin yaygın hale getirilerek, bütün gönüllere ulaşmasının temini de bundan sonraki süreçte idarecilerimizin olmalıdır.
Doğu Türkistan İslam coğrafyasında gördüğümüz tanıştığımız meşayıhın bize şikayetleri vardır: “ Bu selefi akımlar, vahhabiler geldiler ve bizim Yesevî tekkelerini, bin senelik iman eğitimi yapan müesseseleri bertaraf ettiler.. Bize müşrik dediler, bizi şirkle itham ettiler. Halkı bizden soğutup, yeni gelen balalarımızı, gençlerimizi elimizden aldılar.Bizleri iman hakikatlerinden uzaklaştırıp, davamıza ve İslam’a ihanet ettiler” diye bize şikayet etmektedirler.

Dolayısıyla Türkiye cumhuriyeti ve yeni yöneticileri bu meseleye sahip çıkmalıdır. Yunus Emre müesseselerinin yurt dışındaki faaliyetleri ile buralardaki tasavvuf cemaatlerinin hizmetleriyle beraber; önce kendi içini dizayn edip, Osmanlı’nın yaymış olduğu, payitahttan – merkezi hilafet olan bu beldeden çıkan tarikat ve tasavvuf camaatleri ile, dünyada yaygın olarak hizmet eden cemaatlerin yeniden bir araya getirilmesi, örgütlenmesi ve bu imanî çalışmaların gerek gençler arasında, gerek hanımlar içinde ve gerekse baba sulblerinde hakikatlerin yeşermesi ve yeşertilmesi için gerekli çalışmaların yapılması gerekmektedir.

Bu manada Uşşaki tarikatı olarak hizmetlerimiz devam etmektedir. Gençlerimizi milli, Manevî duyguyla yetiştirmek için çalışmalarımız devam etmektedir. Gerek tekke kültürünü, gerek tasavvuf neşve ve muhabbetiyle zikir usul ve erkanlarını ihya ederken; bir taraftan da milli manevî değerlerimizi temsil eden mehter takımlarımız, okçuluk faaliyetlerimiz, ileride belki binicilik vs. çalışmalarını da vakıf çalışmalarımızın içine katarak, gençliğimizi milli, manevî duygularla yetiştirmeye gayret ediyoruz ve edeceğiz inşallah.
Böylece vatanı için fedai can edebilecek, başkomutanımız haydi Afrin’e dediği zaman hiç düşünmeden cepheye gidecek gençleri yetiştirmemiz ve bugün olduğu gibi inşallah bundan sonra da bu çalışmaları devam ettirmemiz gerekmektedir. Yoksa içi boşaltılmış bir İslam ve sekülerleştirilmiş bir dinî anlayış; Kabenin etrafında büyük kuleler dikerek, saygı ve edepten uzak bir şekilde nesilleri mahvederek İslam dininin sonunu hazırlamaya namzettir.
Cenab-ı Hak bu manada imanî çalışmaların içine dahil olarak iman edenlerden, iman hakikatine erenlerden, imanlı nesil yetiştirenlerden olmayı bizlere nasip eylesin. Selamun aleyküm menitebeal huda..

Kaç Yıldız Verirsin?:

Bir Cevap Yazın

Konu Etiket Arşivi