17.03.2017 Cuma Hutbesi (Çanakkale Şehitlerini anma)

Aziz ve Muhterem Kardeşlerim,
Cenab-ı Hak (cc)’ya hamd-u senalar olsun ki kurb-u piranda, Pir Hasan Hüsameddin Uşşaki Hz.’nin minberinden bir cuma hutbesinde sizlerle beraberiz.Ve Rabbimize yine hamd-u senalar ediyoruz ki; Çanakkale şehitlerimizin koruduğu ve muhafaza ettiği ve bizlere emaneten teslim etmiş olduğu bu mübarek beldede -İslambulumuz’da- Rabbimizin lutf-u keremiyle ilel yevmil kıyameh payidar olmayı Cenab-ı Haktan temenni ediyoruz.

Malum olduğu üzere o yüce sultan, Sultan Abdülhamit Han’ın halliyle beraber müsteşriklerin oyuncağı olmuş Jön Türkler -içimizdeki satılmış Türkler-, bu mübarek hakanın koruduğu, kanatlarının altına aldığı imparatorluğu 15-20 senelik bir süreç içinde bertaraf ettiler ve bütün coğrafyayı heba ettiler. Ve bu müsteşriklerin, ingiliz ve yahudi-siyonist güçlerin güdümüyle imparatorluğu parçaladılar. Ve o dönemde büyük menfi tahribatlar, istihbaratlar ve menfi saldırılarla, diktatör olarak ilan edilen Sultan Abdülhamit Han ve istibdat sahibi olarak ilan edilen o mübarek han halledildikten sonra İslam coğrafyası paylaşıldı, İslamî değerleri müslümanların elinden alındı, Hilafet ortadan kaldırıldı. İslamî geleneği, medresesi, tekkesi, zaviyesi dağıtıldı ve bundan sonra da paramparça hale ve getirildi. İşte o dönemde yine de kahraman Türk milleti, Osmanlı bakiyesi olan ordumuz, Çanakkale’de -M.Akif Ersoy’un dediği gibi- ”Kimi zenci,kimi yamyam,kimi , bilmem ne bela” dediği; dünyanın dört bir tarafından toplanan ve de Büyük Britanya -ingiliz- imparatorluğunun İslam coğrafyalarından da topladığı belki ne için gazaya ve gazveye geldiğini bilmeyen insanlar güruhuyla büyük saldırılara uğradı.

O günkü kahramanlarımız, dedelerimiz ve atalarımız; her bir cephede saldırıp, helak olan, cephede sıkıntıya düşen ordumuzun bakiyesi olarak, artık sahaya süreceği ışgın,çırağ kalmamış bununla beraber üniversitelerden, liselerden genç çocuklarımız, belki de ilmiye tabakamız artık son raddeye gelen bu olayda cepheye sürülmüş ve vatan müdafaası için can-ı feda etmişlerdir. O günkü mücadelenin akabinde düşmanlar bu saldırıdan muvaffak olamadan yüzüstü dönmüşler ve fakat 4-5 sene sonra tekrar gelip İstanbulumuz’u işgal etmişler. Fakat o geliş -sonraki geliş- tabii ki olmamış. Eğer o ilk saldırıyla gelselerdi belki de tamamen topraklarımızı işgal edecekler ve bu anda kurmaya muvaffak olduğumuz ve bu anda da ayakları üzerine dikmeye muvaffak olduğumuz devletin belki de geleceğini bertaraf edeceklerdi.

O mücadele çok hazin bir mücadele, çok kıymettar bir mücadele…Cenab-ı Hak (cc), orada şehit olan, canlarını oraya gömen ve bütün müstevlilerin yüzünü döken ve geri dönmelerine vesile olan o şehitlerimizden ziyadesiyle razı olsun ve bizlere bilahare İstiklal Marşımız ve Çanakkale destanlarının yazılmasına vesile olan o mübarek gazve, ilel yevmil kıyameh anılsın ve hatırlansın inşaallah.

Dolayısıyla Kardeşlerim,
Bilahare İstanbul’un işgalinin nihayetinde kurulan devlet; nasıl ki şimdi Kanada diyoruz, Belçika diyoruz, Yeni Zellanda, Avustralya diyoruz; o günün İngiliz politikalarıyla başlarına bir vali tayin edilen, kendilerine aidiyet hisseden insanlarla yeni bir yöntemle kontrol altına alınmak istenmiş ve yönetilmiş ve bugüne kadar gelmiştir ki İslam coğrafyaları, Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye, Irak, İran da bu politikaların esiri olmuş ve müslümanlar kendi bulundukları devlette hakim olduklarını zannetmişler ve fakat yine işte bu irtibatlar, iktisatlarla yönetilmişler ve bugüne kadar getirilmişlerdir.

2000 senelerinden sonra yeni bir diriliş söz konusu malum. Yeni bir ayağa kalkış bir diriliş, bir ruh sözkonusu. Ve ”One minute”lar, ne olursa olsun artık bundan sonra geri dönüş yok diyerek dik duruşlar; bu anki gündemi, bu anki hali ortaya çıkarmış ve dik duran ve vatanına-milletine sahip çıkmak isteyen Türk halkına, Türk milletine saldırılar, tahaccümler devam etmiştir ve etmektedir. Dolayısıyla birtakım bürokrasi, yargı oyunlarıyla, birtakım saldırılarla ve en son 15 Temmuz’da kendilerinin de taçlandırdıkları o olaylarla beraber işin ne kadar ciddi ve ne kadar mühim olduğu ortaya çıkmıştır. Sanki yüz sene önceki sahne tekrar edilmektedir ve Sultan Abdülhamit Han’ı halletmek isteyenler bugün O’nun varisi ve varislerini bertaraf etmek ve yeni dik duruşa, yeni dirilişe engel olmak için ellerinden gelen gayreti göstermektedirler. Dolayısıyla bizler de, Çanakkale şühedasının evlatları olarak, ve bu milletin yetiştirdiği tasavvuf erleri ve Anadolu İslamı’nın temsilcileri olarak elbette o gün Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi bugün de bu savaşta da yerimizi ve safımızı alarak bu saldırılara karşı dik ve diri durmaya gayret edeceğiz inşaallah.

Dolayısıyla Kardeşlerim,
Bugün itibarıyla görmekteyiz ki bütün bu  yedi düvel-yedi bela, zencisi-yamyamı bilmem ne belaları, Avrupa’nın içindeki bu intisaplarla aynı şekilde biraraya gelen haçlı zihniyeti ; tekrar yeni dirilişe engel olmak ve müslüman Türk milletinin, bütün İslam alemi ve Türk-İslam aleminin hamisi konumuna gelmesi pozisyonundan çekindikleri için toplu bir saldırıya geçmişler. Bu saldırının önünde duran kişiyi yine, yüz sene önce olduğu gibi, diktatör ilan etmişler, elikanlı resimlerle vasfetmişler. Dolayısıyla bizim bu oyunlara gelmememiz ve bu olaylara karşı dik durarak,diri durarak; tarihteki tecrübelerden de istifade ederek bu duruşumuzu devam ettirmemiz ve bu saldırılara karşı göğüs germemiz gerekmektedir. Nitekim en son Hollanda’daki olaylar, Almanya, Belçikası, Avusturyası işte bu belaları bu saldırılarıyla bizim nerede durmamızı, nasıl hareket etmemizi de bize göstermektedir ki ; Cenab-ı Hak (cc) bu olaylardan ibret alabilmeyi ve bu yeni süreçte dik ve diri durarak önümüzdeki referandumla beraber ve bundan sonraki süreçlerde de birlikte hareket ederek, bu dirilişi, bu yeni uyanışı hep birlikte temin etmemizi nasip eylesin.

İşte Çanakkale Savaşı…Oradaki mücadeleler..Orada canını toprağa atan şehitlerin evlatları olarak bizler de bu yeni dönemde uyanık olmamız,toplu tahaccüm ve saldırılara karşı dik ve diri durmamız gerekmektedir. Evet…Kadınıyla, erkeğiyle,çocuğuyla, talebesiyle, tasavvuf erleriyle inşallah bu millet bu dirilişi gerçekleştirecek ve inşaallah insanlığın ve İslam’ın, Türk aleminin beklediği bir şekilde yeni misyonunu yüklenerek; dünyaya ve insanlığa adaleti-şefkati-merhameti, İslam’ın güzelliklerini inşaallah getirecek ve yaşatacaktır diye umuyoruz.

Dolayısıyla Kardeşlerim,
Bu süreç çok önemlidir ki, biz hissetsek de hissetmesek de bir savaşın içindeyiz. Bu savaşta dik ve diri durabilmemiz için, evvelemirde nefsî planda da kuvvetli olmamız ve dua silahına yapışmamız gerekmektedir. Bu manada tasavvuf erleri olarak dua leşkerleri olarak inşaallah nısf-i leylide teheccüdlerimizde, zikirlerimizde ve ibadetlerimizde vatanımız için, milletimiz için, idarecilerimiz için duaya devam etmemiz, inşaallah ilahi rahmeti, gücü,bereketi üzerimize celb ve cezbetmemiz gerekmektedir. Sultan Abdülhamit Han o dönemde gücü zayıflamış imparatorluğu nasıl ki tarikat-tasavvuf cemaatleriyle, ilmiyeyle ve İslam coğrafyasındaki bu güç birlikteliğiyle tenvir etmiştir. Bundan sonra da idarecilerimize tavsiyemiz; bu yapıları bir şekilde legal hale getirmeleri, organize etmeleri; bu teavünü Osmanlı arzında, cumhuriyet toprakları arzında bir araya getirerek ve onların manipule edilmesine ve bu müsteşrikler tarafından yönlendirilmesine engel olarak ve meclis-i meşayıhı da kurarak bu gücü arkasına almasını ve zahirdeki görünen güç ile manevi-batıni gücün himmet-bereketini arkasına alarak bu mücadelede güçlü ve kuvvetli olmasını Cenab-ı Hak’tan temenni ediyoruz.

Tabii ki bu arada annelerimizi unutmayalım. Orada şehit olan annelerimiz -beyleri genç şehit olanlar- ”Ben şehit hanımıyım” diye böyle kambur çıkararak, yüzlerini örterek toplum içinde öne çıkmadan -talebin önüne geçmek için- onların bu tip faaliyetlerini de görmekteyiz ki inşaallah Cenab-ı Hak bu şekilde annelerimiz olduğu müddetçe, bu şekilde feda-ı can eden gençlerimiz ve milli ve manevi duygularla yetişen milletimiz olduğu müddetçe inşaallah bu vatan ilel yevmil kıyame payidar olacak, bu badireleri de hep birlikte atlatacaktır inşaallah.

Dolayısıyla Kardeşlerim,
Dün itibarıyla bizim dergahımız da ikinci şehidini vermiştir. Evvelki aylarda bir bacımız zikir esnasında emaneti teslim etmişti. Dün itibarıyla da bir bacımız,ziyaretten sonra, Ankara dönüş yolunda şehit olmuştur. Cenab-ı Hak rahmetiyle muamele eylesin. İnşallah su testisi su yolunda kırılır misali bizim de, bir zikir meclisinde veya bir zikir meclisinin gelişinde-dönüşünde, inşaallah tertemiz bir şekilde Huzur-u Rabbül Alemin’e çıkabilmemizi nasip ve müesser eylesin. Cenab-ı Hak bu vesileyle bütün şehitlerimize rahmeylesin. Bütün geçmişlerimize rahmeylesin. Esselamu aleykum menittebeal huda… 

Kaç Yıldız Verirsin?:

Bir Cevap Yazın

Konu Etiket Arşivi