16.12.2016 Cuma Hutbesi

Aziz ve muhterem kardeşlerim,
Türk Milleti olarak, çoğunlukla Orta Asya’dan göç eden Oğuz boylarının temsilcileriyiz.Bununla beraber birbirini mayalayan ve harmanlayan bir mezhep ve kültürden gelmekteyiz.Bunun içinde Kürd’ü, Türk’ü, Arap’ı,Acem’i ve bu coğrafyada olan bütün kabileler birbirini harmanlamakta,birbirini karmakta ve ayrılmaz bir bütün oluşturmaktadır. Milletimizin aslı, Efendimiz (SAV)’in âlemlere rahmet olarak gönderilmesiyle beraber İslam kültürünün, İslam medeniyetinin umdelerinden oluşmaktadır.Bu muhabbet, bizlere İslam’ın iktidarından vâris kalmış; Medine-i Münevvere’den Yemen’e,Yemen’den Horasan’a ve Orta Asya steplerine geçmiş ve orada saltanat menfaatlerinden uzak hakiki İslam’ı,hakiki İslam kültürünü; aşk,vecd ,muhabbet,ulviyet umdelerini bizlere ulaştırmış.Bilahare Orta Asya’dan göç eden Oğuz Boyları, bu medeniyete olan saygısı,sevgisi; bu kültüre ve dine olan muhabbeti ve bununla beraber Sahabe-i Kiram efendilerimize ve Ehlibeyt Efendilerimize olan hürmetleriyle onları baştacı yapmış ve Efendimiz (SAV)’in buyurduğu üç umdeye uyarak; -”Çocuklarımıza benim sevgimi,ehlibeytimin sevgisini, Kur’an sevgisini aşılayın”- Peygamber (asm)’a bir fart-ı muhabbet beslemiş, O’nun ehlibeytini yüceltmiş ve o coğrafyadan gelen ehlibeyt neferlerini,kabilelerini baştacı yapmış,reis yapmış ve böylece kendi insanını ehlibeyt neş’e ve muhabbetiyle harmanlamış olan bir kültürün temsilcileriyiz.

Bizim özümüze peygamber sevgisi,ehlibeyt sevgisi ve evliyaullahın sevgisi meşk edilmiştir, mecz edilmiştir. Gelenekten gelen bu değerlerimiz; bizleri bir millet kılmakta ve bizim bulunduğumuz yerler de bu değerlerle kıymetlenmektedir. Bugün itibarıyla bu toprakları bize vatan yapan,Allah Resulu’nun (SAV) sevgi ve muhabbeti,Rabbimizin sevgi ve muhabbeti, evliyaullahın sevgi ve muhabbeti; bizleri mecz eden bu muhabbetleri bize meşk eden büyüklerimiz, burayı muhabbetle bize vatan tutmuşlar ve tevarüs kılmışlar ve bu emaneti bizlere teslim etmişlerdir.

Bizler bu emanetin kıymetini bilir de bu değerlerle beraber vatan sevgisini,toprak sevgisini,yurt sevgisini içimize sindirerek yaşayabilir isek ve bu değerlerimize ve bu kıymetlerimize sahip çıkabilirsek, o zaman Allah’ın lütf-u keremiyle bu topraklar bize -ila yevmül kıyameh- yurt olacak ve vatan tutulacak; soyumuzu, nesebimizi, dinimizi, diyanetimizi, milliyetimizi taşıyacaktır.Eğer bu değerlerden uzaklaşır isek ve bir şekilde gelenekten kopar isek -ki bugün itibariyle yapılmak istenen budur- bir şekilde selefi akımlar,şia akımları ve ne idüğü belirsiz dini tasarımlar bizleri gelenekten koparmak ve bizi biz yapan değerlerden bizi uzaklaştırmak için çalışmakta ve bizim bu vatan toprağıyla irtibatımızı kesip, köksüzleştirip bir şekilde saman çöpleri gibi bizi yeryüzü coğrafyasına dağıtmayı ummaktadırlar.

Ayet-i celilede Cenab-ı Hak (CC) yeminle Belde-i Emin’e dikkatimizi çekmiştir.Belde-i emin’in bereketi nerdendir? Belde-i eminin bereketi, civarda metfun bulunan Enbiya-i İzam ve Hulefa-i Kiram efendilerimizin bereketidir ki Mekke-i Mükerreme’de -metaf alanında- yetmişe yakın enbiyanın kabrinin bulunduğu, cesedinin metfun bulunduğu bilinmektedir.Ve yine ”barekna havlehu”(isra 1.) diye bahsedilen Kudüs-ü Şerif’in etrafında Seyyidina İbrahim (AS), Süleyman (AS) ve diğer enbiya-i izam efendilerimizin mubarek bedenleri bulunmaktadır.Kainatın efendisi Muhammed Mustafa (SAV)’ın cesed-i pak-ı şerifi ; Medine-i Münevvere’de Kubbe-i Hadra’nın altında metfun bulunmaktadır.Dolayısıyla, bütün ulema ittifak etmiştir ki ‘O Mubarek Bedeni’ aguşuna alan o toprak parçası arştan kürsüden,kürre-i arzda ve kainatta ne kadar değerli toprak parçası varsa hepsinden daha faziletli, daha efdaldir.

Resul-u Resulullah olan mürşidlerimiz, evliyaullah hazeratı olan büyüklerimizin bulunduğu yerler de bereketli ve hürmetlidir. Bizler onların kıymetini bildikçe kıymetleneceğiz ve bir şekilde bu değerlerimize sahip oldukça bu vatanımıza kilitleneceğiz ve bu toprakları yurt bileceğiz.Eğer bu değerlerimizden ayrılıp da bu kıymetlerimizi önemsemez ve gerekli değeri ve kıymeti vermez isek düşmanlarımız; bu zaafiyetimizi kullanarak bizi bu topraklardan koparacaklar ve belki de çoluk çocuğumuzu bizden sonra gelen nesillerimizi bu duygulardan uzaklaştırarak,dünya vatandaşlığı kavramıyla bizi belki kürre-i arzın herhangi bir yerine savuracaklardır.

Bir şekilde bizler kendi kıymetimizi bilmemiz için , bu toprakların kıymetini bilmemiz için ;geleneğimizin kıymetini bilmemiz ve bir şekilde bu toprakları kıymetlendiren şehitlerimize, bu toprakları kıymetlendiren evliyaullah hazeratına,onların makberlerine,onların manevi miraslarına bir şekilde sahip çıkmamız ve bir şekilde bu kıymet ve değerlerimizi öne çıkarıp taşımamız gerekmektedir. Bugün itibarıyla ne idüğü belirsiz, İslami kimlikle ortaya çıkan, -el kaide,ışid- gibi câniler topluluğu, bizim bu değerlerimize saldırmakta;Evliya türbeleri,sahabe-i kiram efendilerimizin makamları ve türbeleri bir şekilde dağıtılmaktadır.Ve dolasıyla bu canilerin eliyle bir şekilde vahşi bir İslam portresi çizilerek,İslamî değerler bertaraf edilmekte ve İslamî hassasiyetler yok edilmekte..Ve böylece bir taşla birçok hedefler vurulmaktadır. Bizler bu değerlerimize sahip çıkabildiğimiz müddetçe -Allah’ın lütfu keremiyle- inşaallah bu topraklar bize ile’l yevmil kıyameh vatan olacak.Bu değerlerimize sahip çıktığımız müddetçe Rabbimizin merhameti,lütfu keremiyle inşaallah güzel günler bizleri kucaklayacaktır.

Şebi Arus nedeniyle Konya’ya geçeceğiz ki orada Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri Selçuklu’nun başkenti Konya’da bir tapu senedi hükmünde vazife yapmıştır ve yapmaktadır. O’nunla beraber, O’nun muadili olan insanlar bir şekilde gelenekten gelen bu muhabbeti İç Anadolu’ya getirmiş; oradan da Osmanlı’ya taşımışlardır.Ve bugün itibariyle merkez-i hilafet olan İstanbul’da bu muhabbet yaşanmıştır ve yaşanmaktadır.Dolayısıyla son dönemlerde belediyelerimizin yapmış olduğu çalışmalar,türbelere olan onarımlar ve oraların işletilmesi,oraların ziyarete açılması bu manada büyük önem arz etmektedir.Ve bu an itibariyle Mevlana Hz. gibi,Hacı Bayram Veliyullah gibi,Şaban-ı Veli Hz. gibi;Hacı Murad-ı Veli, Hacı Bektaş-ı Veli Hz. gibi zâtlar bir şekilde bu coğrafyaların kilidi ve senedi hükmünde durmaktadırlar.Dolayısıyla bu insanlara hürmet etmek,bu insanların manevi mirasına, geleneğe sahip çıkmak; biz torunlarının bir şekilde vazifesi ve sorumluluğudur.Biz sahip çıktığımız müddetçe inşaallah bu gelenek yaşayacak bizi bu topraklara bağlayan hatlar kurulacak ve sağlamlaştırılacak, bu miras bir şekilde çoluk çocuğumuza intikal ettirilerek bu dava yaşayacaktır inşaallah.

Bugün itibarıyla nasıl ki Ebu Eyyub El Ensari Hz.’nin varlığı bu milletin burada senedidir.Yani İstanbul denildiği zaman müslümanın aklına gelen bu zatın sancaktarlığı ve bayraktarlığıdır.Konya’ya da gittiğimiz zaman Mevlana Hz.’dir.Ankara’ya gittiğimiz Hacı Bayram-ı Veli Hz. ile (müsemma) o topraklar anılır ve o kimlik taçlanır onun varlığıyla ; evliyaullah hazeratının muhabbeti ve sevdasıyla sevdalanır ve bu arz bizlere vatan olmuş olur. Bununla beraber isimleri unutulmuş,belki nesilleri kesilmiş ve bu vatan için şehadet şerbeti içmiş şehitlerimiz; yine isimleri unutulmuş velayetlere ermiş ,bu toprakların senetleri hükmündeki dervişlerimiz,gönüldaşlarımız bizi bu topraklara daha çok bağlamakta sevgi ve muhabbetimizin artmasına vesile olmaktadır inşaallah. Son dönemlerde de vermiş olduğumuz; gerek 15 Temmuz şehitlerimiz gerekse güvenlik güçlerimizin son menfur olaydaki şehadetleri bizi bu topraklara daha çok bağlamakta ve değerlerimizin kıymetini bilmeye zorlamaktadır.Bizler bu menfur saldırıları,bu ümmete olan tahaccümleri,bizi bu topraktan sökmek üzere geçmişte yapılan haçlı seferlerini elbette ki unutmadık. Bu andaki tahaccümleri karşılamaya hazırlıklı olmaklığımız gerekmektedir.

Bizler Pîr Hasan Hüsameddin Uşşakî Hz.’nin evlatları olarak ve müntesibleri olarak tabii ki, burada da bir tarikat pîrinin, bir evliyaullahın varlığını hatırlatmak durumundayız. İnşaallah Cenab-ı Hak (CC) O’nun haziresini,çevresini güzel bir şekilde tenvir etmek,tezyin etmek ve bir şekilde buraların manevi bir mesire alanı içinde Hazretin misafirlerinin güzel ağırlandığı,konaklandığı bir hüviyete büründürmek üzere elbetteki dualarımız var, çalışmalarımız var. İnşaallah önümüzdeki süreçte bu zâtın da hürmeti ve bereketiyle,İndi İlahi’deki nazı ve kıymetiyle beraber buralar daha nezih bir ortama döner ve bir şekilde inşaallah bu güzellikleri karşılar ve gelecek ziyaretçileri daha nezih bir ortamlarda bir şekilde ağırlanmış ve karşılanmış olur.Ve böylece evlad-ı iyâlimiz,bundan sonra geşecek nesillerimiz bu sevgi ve muhabbetle bu vatan sevgisini ziyâdeleştirecek.Bu senetlerle beraber şereflenir ve şereflendirilir.Ve böylece bu miras,bu gelenek devam ettirilir inşaallah.

Bir şekilde Pîr Hasan Hüsameddin Uşşaki Hz. de yüzyirmi küsür yaşında -mâlumunuz- hac dönüşünde,Konya’da,Mevlana Hz.’nin eşiğinde emanetini teslim etmiş o aşkı menbâyla olan irtibatını tesmiye etmiş resmetmiştir.Dolayısıyla bu insanların manevi irtibatları,bereketleri inşaallah silsile-i saadatın muhabbetleri bir şekilde yaşanmakta ve yaşatılmaktadır.Bunun yaşamasında da bu manada fayda bulunmaktadır.Cenab-ı Hak (CC) inşaallah bu bereketleri bu kıymetleri ve değerleri kaybetmemeyi ve bu değerlerimize sahip çıkarak inşaallah bu vatanımızı sahiplenmeyi,arzımızı sahiplenmeyi ; bu sevgi ve muhabbetle,şehit kanlarıyla sulanmış bu toprakların kıymetini bilmeyi Cenab-ı Hak (CC) cümlemize nasip ve müesser eylesin ve bir şekilde bu geleneği bu âdatı ve muhabbeti bizden sonraki nesillere de ulaştırarak bir şekilde bu vatanın ilel yevmil kıyame devamının teminini Cenab-ı Hak (CC) bizlere ,idarecilerimize nasip ve müesser eylesin.
Selamun aleyküm, menittebeal huda

Kaç Yıldız Verirsin?:

Bir Cevap Yazın

Konu Etiket Arşivi