13.01.2016 Cuma Hutbesi (Memleketimizin maruz kaldığı saldırılar)

Aziz ve Muhterem Kardeşlerim,
Uşşaki tarikatının müntesibleri olarak Rabbimizin lutf-u keremiyle,bu yeni senemizde inşaallah bir umre yolculuğuna çıkacağız.Bugün itibariyle bir kısım kardeşlerimiz geçiyor.Aşağı-yukarı 120 kişilik bir kafilemiz var.İnşaallah pazar günü de orada tavaflarımız ibadetlerimiz dualarımız devam edecek.Cenab-ı Hak bütün ümmet-i Muhammed’in umreleriyle beraber inşaallah bizim ibadetlerimizi de kabul ve makbul eylesin.Vatanımızın milletimizin bekaası için,ümmet-i Muhammed’in sıhhatı selameti için yapacağımız duaları,ibadetleri şimdiden kabul ve makbul eylesin.

Malum olduğu üzere Kardeşlerim,
(-Fakir- 55 yaşına girmiş bulunuyoruz.) Bu süreç içinde aklımız erdikten beri; memleketimizin böyle bir tahaccüm,saldırı altında,sıkıntı içinde olduğunu görmedik.Birtakım badireler atlatsa da; gittikçe artan şiddette,bu yahudi-nasrani çeteleri,bir şekilde ingiliz komitacıları ve işbirlikçileriyle beraber, büyük bir saldırı ve tahaccüme geçmiş durumdadırlar.Bu da bir şekilde memleketimizde vesayet rejiminin yıkılması -başkanlık sistemiyle beraber- bir şekilde cumhurbaşkanımızın vesayetinde kurulacak yeni bir devlet organizasyonunun,kendilerinin çıkar düzenlerini yıkacağı,bertaraf edeceği zahabıyla bugüne kadar kontrol ettikleri,Türkiye’nin İslam alemine baş olacağı belki hilafetin yeniden dirileceği ve diriltileceği ve bir şekilde İslam ümmetlerinin ümidi haline geleceği korkusuyla son sürat saldırılarına devam etmektedirler.Bununla beraber bu niyetlerine ermek için; birtakım suikastler,bombalamalar;askerimize,polisimize,bizim hassas damarlarımıza karşı tahaccümler el’an kemaken devam etmektedir.Bununla beraber ekonomik olarak da Türkiye’yi sıkıştırmak,enflasyon ortamını geri getirmek ve tekrar bir şekilde istikrarsızlığı ve kaos ortamını tetiklemek üzere büyük saldırılar yapılmaktadır.Cenab-ı Hak (cc) inşaallah bu kurulan hile ve desiseleri , bu hile tezgahlarını başlarına mâkus eylesin,Rabbim ümmet-i Muhammedi bu saldırılardan halas eylesin inşaallah.

Bununla birlikte, -ne yapmamız gerekir-‘i konuşursak kardeşlerim,
Efendimiz sav öyle buyurmuştur : (yahudi ve nasranileri kasdederek) ”Onlar bir kelerin deliğinden içeri girseler bile siz de onları takiben, takliden o delikten içeri gireceksiniz buyurmaktadır.” Dolayısıyla bu an itibarıyla medeniyet dedikleri,mimsiz medeniyet ,tek dişi kalmış canavar bütün değerlerimizin üstüne saldırmakta ve bizi biz yapan değerleri ortadan kaldırmaktadır.Bilindiği gibi Hristiyanlığın da secde ibadeti vardı,Yahudiliğin de secde ve namaz ibadetleri vardı.Bir şekilde onlar; Hristiyanlığı sadece kilisede ilahi okumak,kürsülere oturup kalkmak hüviyetine dönüştürdüler.Malum, son zamanlarda bizim de dinler arası diyalog meraklılarının ortaya çıkarmak istedikleri bazı görüntülerde haç tipinde mihrap yapmak, oturarak, camilerin bir bölümünü kiliseye benzer tipte bir namazgah yapmak gibi çalışmalarının kırıntılarını gördük ki elhamdulillah erkenden döndük.

Dolayısıyla Kardeşlerim,
Bizim ne olacağımızı görebilmek için o ümmetlerin şu anki durumuna bakmak lazım.Büyük bir ahlaki çöküş,lâ-dinî bir hayat,dini kuralların zahir olmadığı,geçerli olmadığı, kainatın tabir-i caizse ulu mimarı denen Cenab-ı Hakk’ın sistem dışında bırakıldığı ve binayı kurdu ve çıktı denildiği masonik felsefeler ve artık lâ-dini,dinsiz kuralsız bir yaşam tarzını benimsemeler ve bunun üzerine kurallarını kendilerinin belirlediği global bir dünya düzenine doğru,köle düzenine doğru insanlığı evirmeler ve çevirmeler söz konusudur ve ana hedefleri budur.

Dolayısıyla Kardeşlerim,
Bizim de bu dinlerin uğradığı erozyona uğramamamız onlar gibi olmamamız için; geleneğe, bizi biz yapan değerlere sahip çıkmamız gerekmektedir.Elhamdülillah sümme elhamdülillah Orta Asya’dan gelen Horasan erlerinin kurduğu Oğuz boylarının kurduğu bu devlet;tasavvuf devletidir.Dolayısıyla bu tasavvuf meşreplerinin her biri kendi içlerinde bir bent,barikat olarak bu yozlaşmaya karşı durmakta ve bir şekilde kültürel ve geleneksel olarak bu yozlaşmanın karşısında durmaktadır.Tabir-i caizse erozyon önlemek için nasıl ki ağaçlar dikilip, yamaçlar koruma altına alınırsa bu müesseseler de bir bent hüviyetinde İslamın yozlaşmasına, gelenekten kopmasına ve yahudi-nasrani tiplemelerinin oluşmasına engel olacak bir hüviyet arzetmektedirler. Dolayısıyla bu değerlerimizin yeniden keşfedilmesi -ferdan ferda- bu bentlerle bu müesseselerle diyaloğa geçilmesi ve bir şekilde bu kalelerin muhkemlenmesi gerekmektedir.Dolayısıyla Nakşi Tariki olsun Halveti Tariki olsun,Uşşaki,Kadiri,Rufai… bunlar her birisi bulunduğu bölgelerde cansiperane kimlik mücadelesi vermektedir.Dolayısıyla bunları yeniden tahkim etmek,yeniden yapılandırmak ve bunların vermiş olduğu ilmî mücadelede,tasavvufi mücadelede bunların yanında durmak devletimizin görevi olmalıdır.Yoksa bu bentler kaldırıldığı zaman,bu korunaklı alanlar bertaraf edildiği zaman; bu tahaccümler amacına erecek,seküler İslam dediğimiz içi boşaltılmış protestan yapılar bir şekilde bizim değerlerimizi yutup yitirecek ve belki de biz de onların geldiği hallere gelerek;namazı-secdeyi unutarak bir şekilde mescidlerimizi belki sıralarla donatacağız sadece ilahiler,güzel naatlar seslerle kendimizi avutacak hale gelebiliriz kardeşlerim.

Dolayısıyla bugün itibarıyla bu vatanın senedi tasavvuftur,piranın himmetidir. Bulundukları sırça köşklerde halktan uzak yaşantılarla, siyasal İslam hüviyetiyle böyle koltuklarına yaslanıp; bizleri,tarikat-tasavvuf cemaatlerini lüzumsuz-fuzuli görenler bir gün göreceklerdir ki, o vakit geldiklerinde kendileri de lüzumsuz-fuzuli duruma düşecek ve bir şekilde ”Badel harabel Basra” denildiği gibi iş işten geçtikten sonra da eyvah deyip diz dövülecektir.Dolayısıyla bu manada Türkiye Cumhuriyeti’nin idarecileri,yöneticileri,her alandaki birimlerinin geleneğe ve bizi biz yapan değerlere sahip çıkmaları gerekmektedir.Bilhassa tekke kültürünü,tasavvuf kültürünü neş’e ve muhabbetini yaşamaya,yaşatmaya çalışan bunu halk ile buluşturmaya çalışan,bir şekilde gençlerimizi bu manada uyandırmaya çalışan insanlarla, kurumlarla, müesseselerle, meşreplerle diyaloğa geçip bir şekilde bu çalışmaların desteklenmesi,gençliğimizin bu mana üzere,bu kültür üzere yeşermesi ve yetiştirilmesi gerekmektedir.İslam toplumunun temeli olan tasavvuf kültürü; musîkısiyle, tezhibiyle, hattıyla; zikriyle, ibadetleriyle,taatlarıyla bir şekilde bu toplumun özüne dahil olmuş, ruh mizacını teşekkül ettirmiştir. Konuşma lisanına giren ”inşaallah’larımız,maaşallah’larımız,eyvallah’larımız” bir şekilde bu tekke kültürünün,yaşanılabilir İslam’ın halka dayattığı ve yaşattığı kültürdür.

Dolayısıyla o gün itibarıyla , 300.000 nüfuslu İstanbulumuzda; -o gün itibarıyla- 3000 tekke, ve her 1000 kişiye bir tekke ve bir şeyh düşmekte; ve seyr-i süluk yoluna sokulan bu millet, ahlak-ı hamidiye sahibi olarak bu arzı titretmekteydi. Dolayısıyla o dönemde her 7 kişiden biri velayette ve Allah’ı zikrederek, Allah’ın sevgi ve muhabbetini kazanarak;seyr-i süluklarını çıkarıp ruhlarını Allah’a kavuşturarak büyük bir kemâlâtı elde etmekteydiler.Ve bu toplumunun oluşturduğu ordular,bu toplumun oluşturduğu müesseseler ve kurumlar bir şekilde 3 kıta ve 7 düvele hükmetmekteydi.Eğer yeniden böyle bir hüviyetle diriliş ve yeni bir varoluş mücadelesi verilecek ise ve mevcut tahaccümlere karşı durulacaksa Horasan erlerinin,Anadolu evliyalarının geleneğinin yeniden yeşertilmesi ve günümüzün şartlarına uygun bir şekilde bu hüviyetin diriltilmesi,yaşanılabilir hâle getirilmesi gerekmektedir.Bu manada dualarımız bir şekilde devam etmektedir. Pîrimiz Hasan Hüsameddin Uşşaki Hz.’nin meydanından ,minberinden bu sözlerimiz gelmektedir ve bu sözlere değer verilmesi gerekmektedir.Eğer bu geleneğe sahip çıkılmaz ise bizi biz yapacak,bizi bir arada tutacak hiç birşeyin kalmayacağı muhakkaktır.Yani bu manada nefsine kul olmuş,köle olmuş,nefis cihadını unutmuş,Allah’ı zikirden gâfil olmuş insanların şeytanın maskarası olacağı,şeytana kul olacağı ve bir şekilde bu maddiyyun dünyanın emrine gireceği ve satın alınacağı muhakkaktır.

Dolayısıyla bu tehlikeleri bertaraf edebilmek için Cenab-ı Hakk’ın zikriyle yaşayacağımız, yaşatacağımız bir toplumu oluşturmamız gerekmektedir.Bu manada, Cenab-ı Hakk :” Feżkurûnî eżkurkum veşkurû lî velâ tekfurûn” (Bakara 152.) buyurmaktadır.”Siz beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim.” buyurmaktadır.”Ve şükredin ; içindeki bulunduğunuz ni’metlerin kıymetini bilin ki ;küfre düşmeyesiniz, küfre müptela olmayasınız” diye Cenab-ı Hak elimizdeki nimetlerin farkında olmamıza dikkatimizi çekmektedir.Bu nimet bizi Allah’ın zikrine yaklaştıracak,tarikat-tasavvuf neşe ve muhabbetidir. Rabbimizi zikrettikçe O’nu andıkça ve O’nu anmaya başladıkça ve devam ettikçe bu bereketlerin sağanak-sağanak ümmetin üzerine, İslam toplumlarının üzerine yağdığını göreceğiz ve göreceksiniz.Dolayısıyla bizler bir şekilde herşeyin bir iptidası,bir başlangıcı olduğu gibi,Bizi Allah’a yaklaştıracak,bizi Allah’ı zikretmeye güç (kuvvet) bulduracak ve Allah’ı zikredecek hali ve ahvali bize yaşatacak cemaatlerin içine girmek,onlarla beraber bu mücadelede bu eğitimin içine girerek yerimizi almak durumundayız. Eğer böyle yapar isek bir şekilde Allah’ın zikriyle tanışır isek,Allah’ı çok çok zikreder isek Cenab-ı Hakk’ın lütfu ve ihsanı bir şekilde bizleri ve ümmeti bulacaktır inşaallah. Bu manada İbrahim İpek Efendim’in söylediği bir söz aydınlatıcı olmaktadır ”Avamın (sokakta gezen adamın) Allah’ı zikretmesi serçe kuşunun gagasında ceviz taşımasına benzer.Serçe kuşu nasıl ki gagasında ceviz taşıyamaz ise avam da Allah’ı zikretmeye güç bulamaz” buyurmuştur.Dolayısıyla Cenab-ı Hak (cc)’tan Efendimiz sav’e gelen feyz,bereket,nur ; nübüvvet nurudur.Bu nur Efendimiz sav’le irtibatlı mürşid-i kâmillere, evliyaullah hazeratına geldiği zaman velayet nuru olur. Bir şekilde tarikat-tasavvuf cemaatlerine giren kişiler evliyaullah hazeratıyla, mürşid-mürşid-i kamillerle intisablanan kişilerin, bu feyizden istifade edip mânevi (cenabet) pislik halleri izale olur.Ve böylece o insanlar Allah’ı zikredecek temiz bir lisana,temiz bir ruh haline kavuşur ve böylece Allah (cc)’ü zikretmeye müsait,müstaid hale gelir.Ve böylece ”Her nefeste Allah adın de müdâm ,Allah adıyla olur her iş tamam” dendiği gibi böylece seyr-i süluk yoluna girilir,esmaların icraları çıkarılır :Emmare,Levvame,Mülhimme,Mutmainne,Radiye,Mardiye,Safiye makamları zevk edilir ve böylece ”mute kable ente mût (ölmeden önce ölünüz)” sırrına mazhar olan haşrı-neşri anda gördüğüne fayısur 15:52?? olmadan dendiği gibi, bir şekilde seyr-i süluk yoluna giren kişiler; öldükten sonra başlarına gelecek halleri bu dünya hayatında zevk ederek,meşk ederek bilahare sur üfürüldüğü zaman bilâ sorgu-bilâ hesap cennete giren kabile ve kavimlerin içinde cennete ilk defa girdirilir ve CEMALULLAHI seyredecek,Liva-ül Hamd sancağı (Efendimiz sav’in cennetteki sancağı) altında haşrolacak cemaatlerin hüviyetine çevrilir inşaallah.

Dolayısıyla Kardeşlerim,
Görüldüğü gibi bu yolun bu geleneğin hem ferdan-ferda, her birerlerimizin nefislerine dönük faydaları vardır.Ayrıca bu tip insanların oluşturduğu toplum da Allah’ın yardımı ve nusretini üzerine cezbetme şansı vardır ki kurtuluşumuz ancak bundadır. Cenab-ı Hak (cc) ”Allah’ın yardımı ve nusreti,izzet ve şeref; Allah’ın,peygamberinin ve mü’minlerindir.” buyurmaktadır ki işte bizler İslam dairesinden iman edeceğimiz bu müesseselere girdiğimizde ve iman hakikatlerine erdiğimizde bu izzet ve şeref bu ümmeti bulacak ve maksat ve murat hasıl olacaktır inşaallah. Dolayısıyla bizi bu yollardan kesen,tarikat ve tasavvuf neşvesini ötelettiren şey hubbu dünyadır ki Efendimiz sav ”Hubb-ud-dünya Re’sü Külli hatietin” buyurulmuştur. Dünya sevgisi bütün kötülüklerin başıdır buyurulmuştur. Birtakım korku zehabıyla, birtakım makam-mevki kaybolur hissiyatıyla, lekeleniriz,imajımız bozulur şeytani ivalarıyla, tarikat ve tasavvuf neşe ve muhabbetlerinden uzak durulmakta, 7/24 çalıştığımız dünyadan vakit bulup da -ahiret-asıl kalacağımız yurda vakit ayıramamaktayız.

Cenab-ı Hak basiretlerimizi açsın,en büyük saadet ve şerefin Allah’a yakınlık ve kurbiyette olduğu şuurunu bizlere aşılasın,izzet ve şerefe sahip olan bireyleri ve bu bireylerden oluşan toplumu oluşturacak gücü kuvveti,idraki,anlayışı belagatı bizlere nasip ve müyesser eylesin. Esselamu Aleykum ve menittebeal huda…

Kaç Yıldız Verirsin?:

Bir Cevap Yazın

Konu Etiket Arşivi