09.12.2016 Cuma Hutbesi

1438. İslam Asrı 2 Rebi’ul-evvel Kasımpaşa Asitanesi Cum’a Hutbesi Özeti

Aziz ve Muhterem Kardeşlerim,
Cenab-ı Hakk (cc)’a hamd-ü senâlar olsun ki ; hicri senemizi idrâk ettik,muharrem ayını ihyâ ettik,sefer ayını seferlerdik ve Rebi’ül-evvel ayına girdik.Kâinatın Efendisi Muhammed Mustafa (sav)’in doğumuyla âlemleri şereflendirdiği mubârek zaman dilimini idrâk ettik, etmekteyiz ve bereketlenmekteyiz.Rabbim(cc) inşallah, önümüzdeki pazar günü Mevlid Kandili ile bu karşılama ve bu hazırlıklarımızı indi ilahisinde kabul ve makbul eylesin.Yaptığımız, yapacağımız karşılamaları Efendimiz’in doğumuyla olan ferahlanmamızı Cenab-ı Hak kabul ve makbul eylesin.

Peygamber (as) öyle buyurmuş: ” Kim bizimle ferahlanırsa; biz de onunla ferahlanırız.” Yani kim bizim doğumumuza,kim bizim viladetimize hürmet eder yani onunla bir sevinç, sürur hisseder ise biz de onunla ferahlarız onu ferahlatırız, şefaatimiz üzerine hak olur manasına kelâm sadretmiştir (sadaka Rasulullah). Dolayısıyla kardeşlerim bizler de inşaallah Efendimiz (sav)’in doğumuyla şereflendirdiği bu zaman dilimini en güzel bir şekilde idrâk etmek ve buna hazırlanmak üzere çalışmalarımızı yapmaktayız. İnşaallah pazar günü itibarıyla Altınşehir’deki Vakıf merkezimizde öğlen namazını müteakip bir başlangıç yapacağız. İkramlarımızla b,salat-u selamlarla beraber Altınşehir’de başlattığımız programı bilahare ikindi sonrası merkez dergahımızda devam ettireceğiz inşallah ve gecenin ilerleyen vakitlerinde O’nunla ferahlanmaya ve O’nun ahlakıyla ahlaklanmaya , O’nun üzerine salat-u selamlarla bereketlenmeye gayret edeceğiz ki okuduğumuz hadis-i şerifte Efendimiz (sav) : ”Kim bize bir salat-ü selam getirirse; Allah (cc) ona on tane salat eder.” Evet yine başka bir hadis-i şerifinde de Efendimiz (sav) ”Kim benim üzerime salat ve selam getirirse Allah (cc) ona on salat eder, derecesini on -miktar- yükseltir, on müşkülünü halleder ” buyurulmaktadır. Dolayısıyla inşaallah bizler de Efendimiz (sav)’in doğumuyla ferahlanarak O’nun doğduğu gece , O’nun üzerine salat ve selamlar göndererek O’nu ferahlandırmaya ve O’nunla ferahlanmaya gayret edeceğiz. Cenab-ı Hak şimdiden yapacağımız bu hizmetleri, bu bereketlenmeleri kabul eylesin ve rızasına muvafık eylesin inşaallah.

Tabi ki müslümanların, mü’min ve muvahhid insanların, musalli insanların bu işlerden haberi var ama ne yazık ki dışarıda nâsın çoğunluğunda bir gaflet uykusu devam etmektedir.Tabi onları uyandırmak , onları bu işlerden haberdar etmek de bizlerin; İslamî sivil toplum örgütlerinin üzerine vazife olarak düşmektedir.Dolayısıyla bizler de Gülzâri Muallâ Vakfı olarak elimizden gelen bu gayretleri göstereceğiz.Ve en azından yakın çevremize etki alanımıza bu muhabbeti yaşatmaya, hissettirmeye gayret edeceğiz inşaallah.Tabi gönül istiyor ki bu uyandırmada, diyânet camiası da, devlet erkânı da onlar da gerekli çalışmaları, üzerlerine düşen vazifeleri yapsınlar.Nasıl ki yılbaşı hazırlığı yapıldığı zaman bütün devlet kurumları birimleriyle bütün müesseseleriyle, İsa (as)’ın üzerine uydurma bir tarihte böyle bir karşılama yapılıyor ; aynen öyle de Efendimiz (sav)’in de doğduğu günün,Mevlid Kandili’nin böyle bir şekilde ihyâ edilmesi, bununla bereketlenmesi memleketimize milletimize çok şeyler kazandıracak kanaatindeyim.İnşaallah müstakbelde daha coşkulu toplumca bir hareketlenmenin gözlenmesiyle beraber bu karşılamaların yapılmasını ümit ediyoruz ve umuyoruz.Dünyada birçok örnekleri var ki, İslam aleminde bu anmaların, bu ferahlanmaların günlerce haftalarca sürdüğünü bilmekteyiz. Milyonlarca insanların,mü’min ve muvahhid insanların bir şekilde sahaya döküldüğünü ve peygamberiyle ferahlanmak üzere bir şeyler yapabilmenin gayretine düştüğünü görmekteyiz.Bizler de o gün itibariyle -hiç değil- kendi yakın çevremize aile efradımıza konu-komşumuza bir şekilde bunu hatırlatmamız, bugün itibariyle hediyeleşmemiz ve Efendimiz (sav)’in doğumuyla müjdeleşmemiz inşaallah bize imâni bir katkı sağlayacak ve Efendimiz (sav)’in hatırlanması ve anılması, O’nun üzerine salat ve selam getirilmesi inşaallah bizleri, sizleri bereketlendirecektir.

Dolayısıyla Kardeşlerim,
Efendimiz (sav) ”Men teşebbehe bi kavmin fe hüve minhüm” buyurmuş.”Kim bir kavme benzerse o da onlardandır” buyurmuş.Yani biz kendi değerlerimizi kendi özel günlerimizi ferahlanmamız gereken bu günleri es geçer ve başkalarının âdetleriyle, diğer dinlerin ferahlandıkları günlerle ferahlanmaya gayret edersek; bu bize ferahlanma değil ateş getirir.Belki de o yanlış sapık itikadların, bozulmuş dinlerin itikadıyla itikadlanmamız ve o günlere hürmet etmemiz, muahaze edilmemize vesile olabilir.Dolayısıyla bu mes’elede dini hassasiyetlerde dikkatli olmamız ve bir şekilde İslam’ın prensipleri dairesinde hareket etmemiz gerekmektedir ki Cenab-ı Hak (cc), bu hassasiyeti bütün ihvanımıza, bütün ümmet-i Muhammed’e nasip ve müesser eylesin inşaallah.

Mâlum olduğu üzere Kardeşlerim,
Efendimiz (SAV) ”Cenab-ı Hak (cc) ilk önce benim aklımı halketti, ruhumu halketti” diye bildirmiştir ve ”Adem çamur ile balçık arasındayken ben peygamberdim” demiştir.Dolayısıyla bir şekilde bu hadis-i şerifleriyle hakikat-i Muhammediyye’nin, yaratılışın bidayetini resmetmiş, bizlere bildirmiştir.Dolayısıyla bu mevzuuya mündemiç olarak Cenab-ı Hak (cc) ” Levlake levlak lemma Halaktul Eflak” demiştir.”Ey Habibim ! Sen olmasaydın intizam-ı âlemi halk etmezdim” buyurmuştur.Yine bir hadis-i şeriflerinde Efendimiz (sav), ”Ey Habibim ! Ben seni nurumdan halkettim; Sen’in nurundan da intizam-ı âlemi halkettim” buyurmaktadır. Dolayısıyla bütün mahlukât bütün yaratılanlar ; Efendimiz (sav)’in muhabbetle yaratılan hakikatinden yaratılmış, tenezzülat makamlarından geçerek şuhud aleminde cisimlenmiş ve kimliğini bulmuştur.

Dolayısıyla hepimizin Efendimiz (SAV)’in hakikatiyle bir irtibatı ve Efendimiz (sav)’in ”Bütün doğanlar İslam fıtratı üzerinde doğar.” dediğinde bu işaret vardır ki hakikat-i Muhammedi’nin nurunun zuhuru ve türevi manasına gelir. Dolayısıyla bu özelliğimizi korumak ve kaybolan, örtülen hassasiyetlerimizi yeniden ortaya çıkarmak ve bir şekilde yeniden doğuşu yakalamak için bu mevlid -viladet- kandilini bir sebep bilmemiz ve yeni bir doğuşla, yeni bir dirilişle,devinişle O’nun yoluna girmemiz; Şeriat-ı Muhammedi ile amil olup,Tarik-i Muhammediye salik olup,Mârifet-i Muhammedi’ye ve Hakikat-i Muhammediye’ye ermemiz gerekmektedir.Bu da gönlümüzde muhabbet-i Muhammediye’nin tuluğu,veled-i Muhammediye’nin zuhuruyla ortaya çıkacak ve iman hakikatlerine ermemizle bu doğum sağlanacaktır inşaallah.

İslam’ı öğreten müesseseler mektep ve medreseyle, ilim ve irfanla İslam’ın zahirini bir şekilde insanlara öğretir.Tarikat ve tasavvuf cemaatleri de işte bu iman hakikatlerine ermemize vesiledir ve iman hakikatlerine erdirecek yolları bize öğretmekte ve göstermektedir.Nitekim Cenab-ı Hak (cc) ”Ey Habibim! Onlara söyle biz müslümanız desinler ve lakin mü’miniz demesinler.Henüz iman nuru onların kalbine girmemiştir.” buyurmuştur.Dolayısıyla tarikat ve tasavvufun asıl mesleği ve asıl meşrebi İslam’ı öğrenen, İslam’a talip olan kişileri iman ettirmek ve iman hakikatlerine erdirmektir.Bu da iman sahibi insanları bulup; onların yanan çerağlarına kendi çerağlarımızı yakınlaştırıp,tutuşturup iman hakikatlerine ermekle mümkün olacaktır.

”İzzet ve şeref Allah’ın,peygamberinin ve mü’minlerindir.” buyurulmaktadır.Dolayısıyla bir buçuk milyar Müslüman, İslam kimliği altında zillet altında eziliyor, kimliğini ortaya çıkaramıyor ise bir şekilde durup, düşünüp bunun sebebini araştırmamız gerekmektedir. Bu da iman eksikliği, iman hakikatlerini yaşayamamamız ve yaşatamamamızın sonucu ortaya çıkan bir zaafiyet ve bir zillettir.Dolayısıyla bu milletin yeniden bu viladet günlerine önem vermesi, muhabbet-i Muhammediye’nin diriltilmesi, veled-i kalb-i Muhammediye’nin zuhur ettirilip iman hakikatlerine erilmesi çok önem arz etmektedir.Bunun için de bu iman müesseselerini ortaya çıkarmak, bu çalışmaları tabana yaymak ve halkımızla buluşturmak çok önem arz etmektedir.İstanbul’da 300.000 kişi nüfusun olduğu dönemde 3000 tekke var ve her 1000 kişiye bir şeyh ve bir tekke düşmekte ve burada iman hakikatleri tâlim edilmekteydi.Ve böylece İstanbul’da gezen her 7 kişiden birisi iman hakikatlerini tahsil etmiş,velâyete ermiş ve Muhammedî bir nefer hüviyetinde dolaşmakta idi.Ve böyle bir toplumun oluşturduğu devlet düzeni, askeri düzen ; bütün âleme hükmetmekteydi.Ve izzet ve şeref mü’minlerin ve muvahhitlerin olmakta idi.Ne zaman ki biz bu değerlerimizi kaybettik, ve bu müesseseleri değersiz ve önemsiz gördük, bir şekilde bizim zaafiyetlerimizi bilen, bizi kurtuluş savaşından sonra bugüne kadar idare etmeye kasdeden güçlerin yönlendirmesiyle bu kıymetlerimizi sırladık ve kapattık, yerdik kötüledik, bunun temsilcilerini hor ve kerih gördük, o zaman izzet ve şeref bizim elimizden alındı bu zillete lâyık görüldük.Bugün itibarıyla yeni bir diriliş, bu iman hakikatlerinin yaşanması ve iman nurunun yeniden tecelli etmesi ve gönüllerimizi aydınlatmasıyla mümkün olacaktır.Bunun da zahirde viladet kandili-mevlid kandili-nin güzel bir şekilde ihyâsı ve bir şekilde Efendimiz’e olan intisâbımızın, irtibatımızın yeniden sağlanması, hakikat-i Muhammediye’nin bir şekilde lemeân ettiği kalplerin onanması ve ortaya çıkarılması gerekmektedir.Bu da tasavvufi değerlerin Anadolu İslâmı’nın tasavvuf kültürünün yeniden yaşanılabilir hâle gelmesi ile mümkündür ki ; oba kültüründe göçebe Oğuz boylarının içine giren, dört kapı kırk makam olarak bilinen; şeriat ,tarikat,hakikat,marifet mertebelerini resmeden ve yaşatan düsturların -prensiplerin- yeniden toplum içinde câri olması ve böylece hakka giden yolun aydınlatılması ve bulunması gerekmektedir ki ; inşaallah bu vilâdet kandilinin -mevlid kandilinin- böyle bir işleve bürünmesi,büründürülmesi ve bir toplumun yeniden doğuşunun topluca bir şekilde ”Va’tasımu bi hablillahi Cemian”(Al-i İmran 103) ayet-i celilesinin sırrıyla yeniden bir dirilişin vesilesi olmasını Cenab-ı Hak’tan temenni ediyorum.

Bununla beraber işte bu umdelere, bu hedeflere ulaşabilmemiz için de ” atîûllâhe ve atîûr resûle ve ulil emri minkum” (Nisa-59) ayet-i celilesi mucibince Allah’a itaat, peygambere itaat ve ûlu’l emre -bizim içimizden seçilen insanlara- itaat önem arz etmektedir.Ve onlara dua büyük önem arz etmektedir. nerden geldiği belirsiz arkasındaki güçler bilinen fakat sezilmesi güç olan güyâ İslam adına -selefi akımlar, şia akımları gibi-bizim dışımızda gelişen ve bize format atan, Anadolu İslamı’nı yıkmaya çalışan bu saldırılara karşı idarecilerimiz uyanık olsun ve bu işin kıymetini bilsin ve anlasın noktasında elbetteki onlara dua etmemiz onların bu yolculuğunda -yeni Osmanlı’nın diriliş ve kuruluş yolculuğunda- onlara yardımcı olmamız gerekmektedir.

Mâlum memleketimiz büyük bir tahaccümün altındadır ki Türkiye’nin yıkılması demek, Osmanlı’nın yeşeren ümitlerinin, insanlığın ve müslümanların beklentilerinin kırılması anlamına gelecektir. Ulu-l emrimizin emriyle ve yönlendirmesiyle sahaya dökülen insanlarımız bir şekilde bir mücadelenin temsilcileri olmuşlardır ve olacaklardır ki bugün itibarıyla gelen emir de hem siyasi ve ticari ve ekonomik saldırıların karşılanmasıdır. Bunun için de bir şekilde öze dönmemiz, milli kaynaklarımızı değerlendirmemiz, Türk Lira’mızı sahiplenmemiz bununla da kalmayarak üretime geçmemiz gerekmektedir.Ve tembellikten,atâletten,miskinlikten kurtulup güçlü bir Türkiye’yi ve Osmanlı’nın devamı hüviyetindeki otoriteyi yeniden ortaya çıkarmamız gerekmektedir.Dolayısıyla bu da ulu’l emrin sözüne itaat etmek,milli ve manevi değerlere dönmek ve bir şekilde ürettiğimiz mala, paramıza sahip çıkmak ; vatanımıza,milletimize,dinimize,diyanetimize sahip çıkmak ile mümkün olacaktır inşaallah.

Kardeşlerim, sıkıntılı bir yolculuk içindeyiz.Sanki bir geminin içindeyiz ve dalgalı fırtınalı bir ortamda gitmekteyiz Cenab-ı Hak bu yolculukta siyaseten önde olan kardeşlerimize yardım eylesin.Ve bu geminin güzel bir şekilde yürümesi ve sahil-i selâmete güzel bir şekilde çıkması için dualar etmekteyiz. Cenab-ı Hak tarafından bize her bir salat-u selamda on tane bize salat-u selam edeceği vaad ediliyor,on müşkülümüzün halledileceği vaad ediliyor,on günahımızın silineceği madama ki vaad ediliyor, dolayısıyla inşaallah biz bu salat ve selamları vatanımız ve milletimiz için okuyalım, bu memlekete, bu arzda yaşayan insanlara salat selam olsun niyetiyle salat selamlarımızı çekelim. İdarecilerimizin,bizlerin,bu milletin günahları varsa silinmesi için hem tövbe-istiğfar edelim hem salat-selamlara devam edelim ve inşaallah önümüzdeki müşküllerin de halli için mevlid kandilini güzel bir şekilde ihya edelim.Ve inşaallah Efendimiz’in hakikatiyle,nurunun bereketiyle, rahmet-i ilahiyle bereketlenip inşaallah sahil-i selamete erelim.
Selamun Aleykum ve menittebeal huda

Kaç Yıldız Verirsin?:

Bir Cevap Yazın