06.01.2017 Cuma Hutbesi (Ülkemizin seferberlik hali)

Aziz ve Muhterem Kardeşlerim,
Miladi yeni senenin ve Rebiulahir ayının da ilk cumasında Kurb-u Pirânda ,Pir Hasan Hüsameddin Uşşaki Hz.’nin minberinden bir hutbe irad etmek için buradayız. Cenab-ı Hak sözlerimizin tesirini halk eylesin ve bu hutbemizi futuhatlara, bereketlere vesile eylesin.

Malum olduğu üzere Kardeşlerim,
Memleketimiz -cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği üzere- bir seferberlik hali üzeredir.Belki Kurtuluş Savaşı’nda vermiş olduğumuz mücadelenin daha fevkınde bir mücadele içinde olduğumuz âyandır. Düşmanlarımız vekalet savaşlarıyla,terör örgütleriyle,hile kumpas ve desiselerle ekonomik saldırı ve taarruzlarla bir şekilde memleketin bu iyiye doğru gidişini,felaha doğru gidişini İslam medeniyetinin yeniden tesis edilişini hazmedememekte ve bütün tahaccümleri ve güçleriyle saldırılarına devam etmektedir.Burada mümin ve muvahhidler olarak,tarikat ve tasavvuf cemaatleri olarak; birlik ve beraberliğimizi her günden ziyade arttırabilmek ve bunun kıymetini bilmek, bu saldırıları millet olarak cesaretle ve metanetle göğüsleyebilmek ve bu yahudi-nasrani çetelerinin ümmet üzerinde kurduğu hile desiseleri boşa çıkarmak için elimizden gelen gayretleri göstermekle mükellefiz. Cenab-ı Hak (cc) her türlü kederattan,her türlü kötülüklerden bu ümmeti korusun ve muhafaza eylesin,başımızdaki idarecilere güç,kuvvet,izan,basiret,metanet ihsan eylesin ki bu sıkıntıları milletçe göğüsleyelim, karşılayalım ve bu badireleri hep birlikte atlatalım inşaallah.

Malum olduğu üzere Kardeşlerim,
Bu siyonist çeteler; bir şekilde bu ümmetin ayrılıklarını,aykırılıklarını kaşıyarak Kürt-Türk diye, Alevi-Sünni diye ,Laik-Dinci diye bizi bölmek isteyip aykırı duruşlarımızı kaşıyarak, hattı zatında zenginliğimiz olan bu değerleri ihtilaf haline getirerek, satın aldıkları içimizdeki ajan kimlikli-kişilikli insanları da kullanarak bu hedeflerine ulaşmayı ummaktadırlar.Dolayısıyla Medine muahadesini yaşadığımız bu dönemde daha müdekkik olmamız gerekmektedir.Efendimiz (sav), Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye hicret ettiklerinde orada bulunan putperestlerle, yahudilerle ve müslümanlarla ortak yaşama muahedesini imzalamış ve onun şartlarına uymuş ve uymayı da zorunlu kılmıştır.Ve böylece şu anda yaşadığımız döneme uygun bir dönemi, bir şekilde Efendimiz (sav) Medine-i Münevvere prototipinde bizlere örnek olarak sunmuştur.

Dolayısıyla bizler; mümin ve muvahhit insanlar olarak içinde yaşadığımız bu ülkede bu topraklarda,bu kuruluş muahedesine uymakla mesuluz ve yükümlüyüz. Dolayısıyla karşı taraf şartları bozmadığı müddetçe,bu anda deklare ettikleri gibi ”Yok efendim alana dökülürüz,sahaya çağırırız” vs. denmediği müddetçe bizler karşı tarafın yaşama haklarına saygı göstereceğiz,birbirimizin yaşama alanlarına müdahale etmeden; ”Lekum dinikum ve liye din (Kafirun.6)” diyerek kendi işimize bakacağız.Bununla beraber bu müsait ortamda da, mümin-muvahhit insanlar olarak İslam’ın gelişmesi,İslam’ı müesseselerin gelişmesi,İslam’ı hizmetlerin ilerlemesi ve gençliğimizin yetiştirilmesi noktasındaki çalışmalarımıza var kuvvetlerimizle katılacağız. Ve böylece dik ve diri durarak tahammül içinde olarak, fiili bir durum ortaya çıktığında birbirimizle haberdar olarak teavün içinde bu badireleri savuşturmak için ortak hareket edecek konumda olmaya gayret edeceğiz inşaallah. Dolayısıyla bu manada her birerlerimize, toplumun her kesimindeki insanlara büyük görevler ve vazifeler düşmektedir.Ayet-i celilede estaizubillah bismillah ”Yevme lâ yenfau mâlun ve lâ benûn İllâ men etâllâhe bi kalbin selîm” (Şuara 88/89) denmektedir.Yani o gün bu anda tefahür ettiğimiz belki dayanarak güvende hissettiğimiz malımız mülkümüz evlad-ı iyalimiz dünya ziynetleri ve nimetleri bir fayda vermeyecektir diyor Allah Azim-ü şan.Dolayısıyla o gün ahıret günü de olabilir mahşer din günü de olabilir ki asıl mana budur.Fakat öyle bir gün olabilir ki 15 Temmuz ertesi de olabilir.O gün öyle bir gün olabilir ki bu anda Suriyelilerin,Suriye’deki zenginlerin,işadamlarının,muhayyiblerin,müteahhitlerin düştüğü durum gün de olabilir.

Yani bir şekilde bu milletin üzerine tahaccüm edildiği şu dönemlerde bir şekilde bizler İslamî müesseseleri desteklemez isek onlarla teavün içinde olup bir şekilde dik,diri duruşumuzu göstermez isek; bir gün gelir ki bu ingiliz-siyonist üst akıl dediğimiz yahudi-nasrani çeteleri,kimlikleri yine satılmış kişileri bularak bu memleketin iplerini ellerine geçirirler ve siyonizmin amacına uygun bir şekilde yönlendirirler ve bir şekilde yönetirler.

Dolayısıyla Kardeşlerim,
Bu manada bizler uyanık olacağız basiretli olacağız. Evvel emirde vazifemiz ve görevimiz yaşam haklarına;içinde yaşadığımız muahedeye,bu Medine muahedesi prototipinde bize gösterilen kurallara saygı göstereceğiz. Bizlerden, İslami kimlikten,tasavufi kimlikten,Anadolu İslamı’ndan zorlayarak bir terörist hüviyeti;el kaide,ışid hüviyeti çıkmaz,çıkarılamaz. Bizler Anadolu İslamının temsilcileri olarak; bütün mahlukatı bir gözle gören; ”Elif okuduk ötürü,pazar eyledik götürü-yaradılanı hoşgördük yaradılandan ötürü” diyen tasavvuf cemaatleri olarak; ”Dövene elsiz gerek sövene dilsiz gerek-derviş gönülsüz gerek” Yunus Emre Hz.’nin dediği gibi, biz nefsî planda hiçbir şekilde insanların yaşam dairelerine müdahale etmek,bu muahedemize karşı gelmek ve toplum düzenini bozmak,kaos oluşturmak tedhiş ortamları oluşturmak gibi, bizim kimliğimizden Anadolu İslam kimliğinden bin senedir böyle bir şey çıkmamıştır bundan sonra da çıkmayacaktır inşaallah. Dolayısıyla bizi ayrıştırmak isteyenler birtakım milliyet unsurlarını,birtakım mezhep unsurlarını ortaya çıkararak bizi karşı karşıya getirmek isteyenler bu manada avucunu yalayacaktır.Fakat tabi bu çalışmalar,bu hain hile ve desteler de bitmeyecek ve durmayacaktır.

Dolayısıyla tekrar söylüyoruz ki bizlere bu manada düşen ; hava ılıman iken-şu anda hareket kabiliyeti var iken bir şekilde zenginiyle fakiriyle,alimiyle toplumun her seviyesinde olan insanların dik ve diri duruş için birlikte hareket etmek için bir şekilde maddi ve manevi müesseselerin,teyid edilmesi,tasdik edilmesi için elimizden gelen gayretleri göstermemiz gerekmektedir.Yoksa malımız mülkümüz,din gününde evlad-ı ebnamız-iyalimiz,din gününde fayda vermeyeceği gibi dünya içinde de böyle bir tebeddülat olduğu zaman -hafazanallah ve iyyakum- bizlere bir fayda vermeyecek.Suriye’de vs. şekilde görüldüğü gibi mülteci kervanlarına karışıp,mülteci kamplarında belki de ölümü bekleyecek hale geleceğiz ve getirileceğiz.Dolayısıyla bu tip şeyleri de düşünerek şimdiden gerekli tavırları almak İslami müesseseleri desteklemek ve devletin idarecilerinin arkasında dua ile durmak ve dua seferberliği başlatarak (hususen dervişlerin gece tespihlerini fazla çekerek gözyaşı dökerek) vatanımızın milletimizin bekâsı için devletimizin devamı için , bizden olan idarecilerin bu an itibarıyla muzafferiyeti için dualarımızla bir şekilde fiili ve manevi tavırlamızla onların yanında duracak ve her türlü saldırılara,her türlü tahaccümlere karşı şimdiden hazırlıklı olacağız.Yani cumhurbaşkanımızın 15 Temmuz’da sahaya dökülün gibi bir emri olduğu zaman bir şekilde tasavvuf cemaatlerinin nasıl alana çıktığı ve orada (uşşaki tarikatinin de orada şehitleri var.Allah onlara da hepsiyle beraber rahmet eylesin.) nasıl durulacağı gösterildiği gibi bundan sonra da bu tip şeylere hazırlıklı olacağız..Ve böylece bir şekilde malın ve mülkün fayda vermeyeceği hem dünyada hem ahiretteki günlere hazırlıklı olmak için dik ve diri duruşumuzu devam ettireceğiz,İslami müesseseleri destekleyeceğiz,aramızdaki ihtilafları gidereceğiz,kardeşliğimizi teavünümüzü artıracağız bütün alandaki tasavvufi cemaatlerini,cemaat liderlerini ehl-i sünnet ve-l cemaat akidesindeki şahsiyetleri ve kişilikleri bir araya getirerek onlarla bir teavün içinde bu tip badireleri ortak karşılamanın yollarını daha şimdiden arayacağız ki; ‘vatanımıza,milletimize bir tahaccüm olmasın, olursa da bu işe teşebbüs edenler derslerini alsın’.

Dolayısıyla Kardeşlerim,
Hadis-i şerifte Efendimiz (sav) ”Ed-din unnasiha” buyurmuştur.Din nasihattir ki bu nasihatlar; belki de Pir Hasan Hüsameddin Uşşaki Hz.’nin minberinden,nebevi bir iklimden,Tarik-i Muhammedî’nin minberinden sizlere ulaşmaktadır ki inşaallah Cenab-ı Hak mucibince amel edebilmeyi nasip eylesin, her türlü kötülüklere karşı ,her türlü saldırılara karşı dik ve diri durabilmeyi bu manada Cenab-ı Hak bizlere,sizlere nasip ve müesser eylesin.Evet, büyükler öyle buyuruyor: ”Alem-i İslamın kapısı İslamboldur, bu kapı kırılırsa İslam alemi rahat edemez” demişlerdir ki şu anda hakiki İslam aleminin düşmüş olduğu durum ve çekmiş olduğu sıkıntılar hep bu yüzdendir. Bundan sonraki süreçte eğer İslam alemi toparlanır, Osmanlı evladları yeniden olması gereken vaziyeti alır ise,hilafetin de dirilmesi ile inşaallah; İslam ümmetlerinin sıkıntısı bertaraf edilecek ve dünyaya islam medeniyetinin ; aşk,feyz ve muhabbeti-rahmeti,merhameti ve şefkati ulaşacak ve ulaştırılacaktır inşaallah. Bu minvalde Uşşaki tarikati olarak bizler de bu manada hizmetlerimizi devam ettiriyoruz.Cenab-ı Hak bu hizmetlerde bize ve bütün tasavvuf cemaatlerine, ehli sünnet ve-l cemaat itikadındaki bütün ulemaya ve meşayıhe rahmeylesin,yardım eylesin,rahmeti ve inayetiyle muamele eylesin ve bizlere de akıl,fikir,basiret nasip ederek bu dik-diri duruşu temin edecek,her türlü çalışmalara destek olacak ahvalde ve minvalde olmayı nasip eylesin…Esselamu aleykum menitebealhuda

Kaç Yıldız Verirsin?:

Bir Cevap Yazın

Konu Etiket Arşivi