03.03.2017 Cuma Hutbesi (Anadolu İslamı)

Aziz ve muhterem Kardeşlerim,
Cenab-ı Hak(cc) ‘ya hamd-u senalar olsun ki Pir Hasan Hüsameddin Uşşaki Hz.’nin minberinde, bir cuma hutbesinde bizleri bir araya getirdi. Cenab-ı Hak (cc) sözlerimizin tesirini nefsimizde ve cemaatin üzerinde halk eylesin, faidelendirsin.

Malum olduğu üzere Kardeşlerim,
Türk milleti olarak büyük badireler,büyük imtihanlar geçiriyoruz, geçirmekteyiz. Osmanlı imparatorluğunun nihayetiyle ve Sultan Abdülhamit Hân’ın halliyle beraber; bir çaresizlik,bir tükenmişlik yaşansa da,Osmanlı Devletinin mirası olarak yeni Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş ve bugünün şartlarında olması gereken belki de olmuş ve bugünlere gelinmiş. Ve tarih tekerrürden ibarettir denildiği gibi, Sultan Abdülhamit Han’ın kurmaya çalıştığı bu devlet, bu ümmet ve hilafet saldırıya uğramış,lağvedilmiş ve büyük tahaccümlerle -yedi düvelin tahaccümüyle beraber-, yahudi-nasrani çetelerinin tahaccümüyle beraber bertaraf edilmiş, onun külleri üzerinden bir ümit olarak yeni Türkiye Cumhuriyeti yeşermiş.

Tabi o günün şartlarında irade ve güç-kuvvet olmadığı için bir şekilde müstemleke haliyle kurulmuş ve onların tayin ettiği, yönlendirdiği sermaye güçleri ve idarecilerle bugüne gelinmiş. Elhamdulillah-sümme elhamdulillah,Cenab-ı Hak (cc) bu 15 senelik süreçte yeni bir güçle, yeni bir kuvvet ile müslümanlara bir çığır, bir ön açmış ve inşaallah güzel günlerin görüneceğini müjdelerini bizlere göndermiştir. Ve tarih tekerrürden ibarettir dediğimiz gibi Sultan Abdülhamit Han’a yapılanlar,onun üzerine olan tahaccümlerin aynısı ile bugün itibarıyla yönetime geçen-idareye geçen kardeşlerimizin üzerine bu baskılar bu tahaccümler devam etmektedir .Tarihi inceleyenler bakıyorlar ki; aynı yaftaları, saldırıları benzer tahaccümleri bugün itibariyle görmekteyiz ve bundan sonra da göreceğiz.Ne zamana kadar? İnşaallah ”Nasrun minallahi fethun karib”  ayeti celilesinin mucibince, inşaallah yeni fetihler açılması,yeni çığırlar açılmasıyla beraber… Bugünleri hep beraber göreceğiz inşaallah.

Bu önümüzdeki süreçte ve dönemeçte 16 Nisan referandumu önümüzde durmaktadır.Dolayısıyla bir merhale daha bir adım daha inşaallah belki hilafete, belki İslamî bir devlete yeni bir geçiş yeni bir çığırın açılışı söz konusu olacaktır. Bu da bir şekilde müminlerin, muvahhitlerin, Osmanlı torunlarının yeniden bu dirilişe, kendinden olan idarecilere sahip çıkması ve bu biatın arkasında durarak, bu desteğin devam etmesiyle söz konusu olacaktır. Elhamdulillah ve sümme elhamdulillah Oğuz boyları -bu arzda yaşayan bu millet- bir güç birliği yapmış, muhalefette duran kardeşlerimizin de bir şekilde ittifakıyla yüzde 70 oranlarında inşaallah bir güç birliği,kader birlikteliği oluşmuştur.Bizler inanıyoruz ki bundan sonraki süreçte de bu olumlu gelişmeler devam ettikçe yüzde 80-90 oranında; imanın coşması ve kardeşliğin yeşermesi ve önümüzdeki güzelliklerin hep birlikte görülmesi, manipülasyonların ve birtakım yönlendirilmelerin de bertaraf edilmesiyle, büyü ve sihirlerin bir şekilde kalkması ve gerçekleri insanların görmesiyle inşaallah bu millet uyanacak ve yeniden değerlerine sahip çıkacak ve kaybettiği değerler; hilafeti,tekkesi,medresesi,geleneği ve İslam’a olan tabiyyeti ve bağlılığı yeniden ortaya çıkacak ve yeni bir anlayışla aşk-meşk ve muhabbet islamı’nın, Anadolu İslamı’nın,tasavvufi neş’e ve muhabbetin yeniden ortaya çıkmasıyla beraber yeni bir model oluşacak ve bu model de inşaallah bütün İslam alemine,bütün insanlık alemine merkez-i hilafetten, bu mübarek beldeden yayılacaktır.

Dolayısıyla bunun için de Kardeşlerim,
Bizlerin geleneğimize sahip çıkmamız ve bizi biz yapan değerlere sahip çıkmamız gerekmektedir.Dolayısıyla anadolu islamı dedik,tasavvufi islam dedik ve işte anadolu erenleri ki onlardan birisi; Pîr Hasan Hüsameddin Uşşaki Hz.’nin kurbundayız.O’nun zaviyesi ve dergahında ve minberinden burda sesleniyoruz. İnşaallah bu kültürü,bu anlayışı,velayet yolunu,aşk-vecd ve muhabbet yolunu yeniden diriltirsek,ki tarih tekerrürden ibarettir dedik.Sultan Abdülhamit Han’ın güçsüz bir şekilde devralmış olduğu devleti ve hükümeti manevi idareyle birleştirmesiyle,33 sene muhkem bir idare yaptığı o dönemde görülmektedir.Ve bütün Turuk-u Aliyye mensubları,bütün islam coğrafyasındaki tasavvuf cemaatleri sultana biat ederek, onun güçlü ve dik ve diri durmasına; güçleri yettiğince yardımcı olmuşlardır.Ve bir şekilde Şeyh Zafiri Dergahında,Muhammed Zafiri Hazretleri postnişin olarak Sultan Abdülhamit’i tayin etmiş ve bütün Turuk-u Aliyye; rifaisi, şazelisi, halvetisi bütün Turuk-u Âliye, Sultan Abdülhamit Han’a biatını tazelemiş ve arkasında durmuştur.Nitekim Hasan Hüsameddin Uşşaki Hz.’nin de türbesinin son onarımı Sultan Abdülhamit Han’ın tavassutu ve onun yönlendirmesiyle yapılmış ve böylece milli ve manevi değerlere sahip çıkarak ve bir şekilde 1400 sene önce kurulan devlet ile buan devlet-ebed-müebbetin irtibatı sağlanmış ve böylece o güçle dik duruş diri duruş ile memleket bir noktaya kadar getirilmiş.Belki şu andaki diriliş bir şekilde Sultan Abdülhamit Hân’ın 33 senelik idaresiyle atmış olduğu tohumların,kurmuş olduğu sağlam devlet yapısının yeniden tazelenmesi, bir devinimi ile müslümanların yeniden neşv-ü nema bulmasıyla mümkün olmuş ve böylece bu anki duruma gelinmiştir. Uşşaki tarikatı da bu hüviyetin içinde,İç Anadolu’da yüz seneye yakın bir sürede; Çorum, Çankırı ,Kırıkkale, Bayat, İskilip, Amasya, Tokat, Yozgat bu civarlarda köy-köy,oda-oda bu hizmete destek vermiş,imani çalışmaları yapmış ve bugüm itibariyle geleneğin üzerinden kurulan ve yeşeren siyasi yapı işi bugünlere getirmiştir

elhamdulillah.İnşaallah bundan sonra da bu güzelliklerin tamamını ve devamını istiyoruz. Mevcut idarecilerimizin de bu gerçekliğe göz kapamamalarını  ve bir şekilde bu hüviyete sahip çıkmalarını Cenab-ı Hak’tan temenni ediyoruz.Ancak işte böyle olursa, yani 1400 sene önce kurulan devletin manevi varisleriyle,siyasi irade ve idare buluşur,güç birliği yapar ve bir şekilde yeni kurulacak hüviyet; kendisini Medine-i Münevverenin devamı hüviyetinde sayar ve oradan aldığı güç ile hilafetini geleneğini tarikatını-tasavvufunu-medresesini diriltir ise bunun üzerine kurulacak medeniyet,bunun üzerine kurulacak devlet ve bunun üzerine yetiştirilecek tebâ ve gençlik, inşaallah ileride İslam’ın beklediği nesiller olarak ortaya çıkacak ve bir şekilde bu hüviyeti böylece devam ettirecektir.

Dolayısıyla Kardeşlerim,
Bu da Kitab’ın içinde  metfundur, Ve Tarikat-ı âliye ,tasavvuf,Kur’an ahkâmının içinde elbette ki mevcuttur ve tarik-i Muhammedi olarak evsaflanmıştır ki birçok ayete sırren ve cehren bu gerçekler ortaya konmuştur.Ve nitekim Belkıs, kendisine tebliğ yapıldığında başlangıçta müslüman oldum demiştir daha sonra müslümanlığına tövbe istiğfar etmiştir ve Süleyman as’la beraber alemlerin rabbi olan Allah’ tabi oldum diyerek Süleyman as’ı kendisine mürşid ittihaz ederek,O’nunla beraber Allah’a tâbiyetini ve teslimiyetini göstermiştir.Dolayısıyla zamanın Süleyman’ı olan mürşid-i kamiller-Allah dostları bulunur da daha önceki idarecilerimizin-büyüklerimizin yaptığı gibi ki Osmanlı’da 36 padişahın 35’i tasavvuf büyükleriyle irtibatlanmış. Bu irtibatlanmak demek asr-ı saadetle irtibatlanmak demek olduğunu bilmiş ve devletinin arkasına bu gücü alarak yeni kurduğu hüviyeti bir şekilde teyit etmiş, tasdik ettirmiş bu güç kuvvetle beraber üç kıta yedi düvele  hükmetmiştir. İnşaallah umuyoruz ki bundan sonra da bu gerçeklik ortaya çıksın ve gözüksün ve kitaptan metfun olan sünnetten ortaya çıkan tarik-i Muhammediyye’ye ve geleneğe ve bir şekilde velayete ve medreseye ve bunun yetiştirdiği hüviyetlere yeniden sahip çıkarak bu yeni mayalanmayı yeniden yeni kurulan hüviyetle ortaya çıkararak inşaallah bu güce bu kuvvete yeniden ulaşmayı Cenab-ı Hak cc bu ümmete bu ümmetin idarecilerine nasip ve müyesser eylesin inşaallah.

Dolayısıyla Kardeşlerim,
Bu süreçte elbette ki hatalar,hataratlar olmuştur,gözardı edilmeler olmuştur.Biz bunları normal karşılıyoruz.Günün şartları gerektirdiği için öyle olmuştur diye olumlu bir şekilde yorumluyoruz. Fakat işin nihayetinde ve işin sonlandırılmasında inşaallah böyle bir taçlandırma böyle bir barışma, bir kucaklaşmayla beraber; böyle bir gücün yeniden İslam ümmetinin eline geçmesini de umuyoruz. Nitekim Mısr-i Niyazi Hz.’nin Limni’ye sürülmesi,Atpazarlı Osman Efendi’nin Kıbrıs’a sürülmesi ve Karabaşî Veli Hz.’nin bir şekilde hacca yönlendirilerek İstanbul’dan ref edilmesi ve böylece tasavvuf meşayıhının, ulemasının gücendirilmesi ve onların aksi tavırları ve dualarıyla ki Mısri Niyazi Hz. öyle buyurmuştur; ”Ben 4. kat semaya öyle bir çivi çaktım ki ; çiviyi benden başka hiç kimse çıkaramaz artık bu devleti de kimse ayakta tutamaz” demiştir. Dolayısıyla biz inanıyoruz ki bu çivinin yeniden çıkması demek tarikat ve tasavvufla ve evliyaullahın yoluyla, velayet İslamı-Anadolu İslamı’yla bu devletin yeniden barışması ve bir şekilde evliyaullahın ruhaniyetiyle irtibatlanan ve o gücü arkasına alan zahir idarenin manevi güçle teyit edilmesi ve böylece yeni bir kuruluşla yeni bir dirilişi arkasına alan yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin hilafetiyle ,geleneğiyle,tarikat ve tasavvuf  ve muhabbetiyle ve medresesiyle ve bu kurumlarıyla beraber yeniden bu yapıları oluşturması gerekmektedir.Biz umuyoruz ve inanıyoruz ki inşaallah önümüzdeki süreçte bu sıkıntılar böyle bir doğum gerçekleştirecek ve bir şekilde Kuran’ın içinden çıkan tarikat ve tasavvuf neşe ve muhabbeti velayet nuru,yakınlık-kurbiyet yolu yeniden açılacak-diriltilecek beynennas legal hale getirilerek yaşanabilir hale getirilecek bu dergahlar bu zaviyeler 81 il 3500 ilçede,yurdun her köşesinde,odalarda ilim-zikir meclislerinde evliyaullahın nutukları,Allah’ın zikri ve muhabbeti,Efendimiz sav’in sünneti ve velayeti teyit edilerek,yaşanarak-yaşatılarak,bu ilme önem verilerek,bu ilim talep edilerek inşaallah hayırlı sonuçlara erişilecektir ki bu temennilerle hutbemize son veriyorum.Esselamu aleykum menittebeal huda.

Kaç Yıldız Verirsin?:

Bir Cevap Yazın

Konu Etiket Arşivi