03.02.2017 Cuma Hutbesi (Uşşaki tarikatının irşad hizmetleri)

Aziz ve Muhterem Kardeşlerim,
Cenab-ı Hak (cc)’ye hamd-ü senalar olsun ki bir umre yolculuğunun akabinde tekrar, Kurb-u Piranda; Pir Hasan Hüsameddin Uşşaki Hz.’nin minberinden sizlere seslenme, hitab etme, hutbe irad etme fırsatını bulduk. Cenab-ı Hak (cc) sözlerimizin tesirini (nefsimizde ve) ihvanımızın üzerinde halk eylesin.

Malum olduğu üzere Kardeşlerim,
Uşşaki Tarikatı, Pir hasan Hüsameddin Uşşaki Hz.’nin vesayetinde ve himayesinde 1600’lü yıllardan günümüze kadar gelmiştir.Biz meşrep olarak Uşşaki’nin İrşadiyye kolu-Talib-i İrşadi Hz.’den gelen silsilenin devamı- olarak Çanakkale-Kilitbahir’den alınan bir nisbetle; Seyyid Necati Dedemiz ile İç Anadolu’ya geçmişiz. (Hüseyinbey obası Ankara Sancağı,Kırıkkale).Orada dergahını kuran Seyyid Necati Dedemiz, bilahare Hüsnü Gülzari Hz.’ne emaneti teslim ile ve O’nun da halifesi olan Çorumlu İbrahim İpek Efendi Hz.’nin gayretiyle bugünlere gelmiştir ki, bu saydığımız süreç Uşşaki Tarikatının son yüzyılını temsil etmektedir.Ve yüzyıl İç Anadolu macerası -ve oradaki irşadı- devam eden bu meşrep, bugün itibarıyla tekrar Pir Hasan Hüsameddin Uşşaki Hz.’nin kurbunda,Pirinin huzurunda,irşadına devam etmektedir.

Bu süreç tabii ki sancılı olmuştur.Cumhuriyetin kurulması ve onun öncesindeki savaşlar ve bir şekilde mağduriyetler ve tarikat ve tasavvuf meşreplerinin seddedilmesiyle beraber sıkıntılı bir sürece girilmiştir.Ve bizim meşrebimiz de İç Anadolu’da,ihvan odalarında köy derneklerinde köy odalarında bir şekilde varlığını devam ettirme gayretini sürdürmüş,köy-köy,oda-oda dolaşarak bu ihvan çalışmasını devam ettirmiş ve İç Anadolu’nun yiğit erlerini-Oğuz Boylarını irşad etmiştir.

İbrahim İpek Efendi Hz.’nden bize ulaşan söz ; Hüsnü Gülzari Hz.’nin (şeyhinin) ”At sırtında yaptığını biz arabayla yapamıyoruz evladım” derdi. Onların sünneti her gün bir köyde kalmak üzere, köy-köy, oda-oda dolaşarak,böyle bir çıktıklarında bir aylık bir irşad süresiyle,o gün ki yokluklarla,imkansızlıklarla bu imani çalışmaları devam ettirmişler,İç Anadoluyu ilmek-ilmek örmüş ve bu irşadı devam ettirmişlerdir. O gün itibarıyla köylerin içleri dolu,emek-yoğun bir çiftçilik var ve 300-500 hanelik köyler,ve buralarda Allah demenin yasak olduğu bir dönemde,ezanın yasaklı olduğu dönemlerde,tarikat-tasavvuf nisbetinin baskı altında olduğu bir dönemde cansiperane bir çalışmayla bu irşad hizmetleri,iman çalışmaları devam etmiştir.Ve bunun nihayetinde dedelerimiz Seyyid Necati Dede, Hüsnü Gülzari Hz. Yozgat hapishanesinde Medrese-i Yusufiyye’ye girmiş,bunun çilelerini çekmiştir.Bu arada bir anektod;
Hapisten çıktıktan sonra Sungurlu’da (Çorum’un ilçesi olan bu kazamızda),savcı bir şekilde Dedemizi görmüş,karşılamış: ”Dede yine rahat durmuyorsun,yine köyleri dolaşıp oraları karıştırıyorsun” dedikte:
”Oğlum n’apalım huylu huyundan vazgeçmez” dermiş ve böylece bu işleri savarmış…
İbrahim İpek Efendim öyle buyuruyor;
”Sofiler hakikatte zat görsün beni,
Kullarını irşad etmek maksadım benim”
Dolayısıyla ümmet-i Muhammedi irşad etmek,bu imani çalışmaları ,hizmetleri devam ettirmek bizim ve meşrebimizin şiarıdır ve bütün tasavvuf cemaatlerinin de görevi budur. Anadolu islamı’nı-tasavvufi İslam’ı bir şekilde yaymak ve medreselerin İslamî çalışmaları ve öğretilerinin üzerinde iman hakikatleri yaşamak ve yaşatmak da tarikat ve tasavvuf cemaatlerinin görevleridir. Burada yaptığımız zikirler,tevhidler,tevhid hakikatleri ve zikrullah bereketi ile inşaallah iman hakikatlerini nisbi ölçüde,eser miktarda da olsa yaşamaya,yaşatmaya gayret ediyoruz.

Hülasa,bugün itibarıyla bizim bu seyrimiz tabi Türkiye’deki islami hareketlerin,hareketlenmelerin de son dönemlerine denk gelmiş.Bilhassa İbrahim İpek Efendimle beraber,O’nun zamanında kurulan İslamî hareketler biri Milli Nizam,Fazilet Partisi,Refah Partisi vs. İbrahim İpek Efendimin zamanında başlamış ve kurulan bu yeni siyasi hareketlenmeler Anadolu meşayıhı tarafından sahiplenilmiştir. Onların ve ihvanlarının, yüz senedir yapmış oldukları emekler, gayretler ve çalışmaların üzerine, bu İslamî hareketlenme uyuşmuş ve bu siyasi gelişmeler bugün semeresini vermiştir.Tabi tarikat ve tasavvuf cemaatleri hiçbir zaman böyle -meşrepleri , meslekleri gereği- öne çıkmadıkları için,bir şekilde önde görünmeyi sevmedikleri için, arkada dua leşker-i olarak bulunmuşlar, yeri ve zamanı geldiği zaman oylarını kullanarak bu desteklerini devam ettirmişlerdir.Hakikatte,hakikat devleti olarak şebeke-i resulullaha bağlı,Efendimiz sav’in 1400 sene önce kurmuş olduğu devlete bağlı bu müesseseler bir şekilde zahiren bulundukları bölge ve mekanlarda siyaset yapan kardeşlerimize siyaseten biat etmişler ve onların bu davalarını desteklemişlerdir.Tabi bu hareketlenmelerin üzerine kurulan bu yapılar, bilahare bu üstüne siyaset kurmuş oldukları tabanı,bu yapıları horlamışlar ve itelemişler ve onları lüzumsuz ve gereksiz görmüşler.Bu zaman itibarıyla artık sekülerleşmeyle,global dünya düzeninde yerini almak isteyen ve bir devinim gerçekleştirmek isteyen kişiler,üstüne oturduğu bu insanları horlamışlar ve ötelemişlerdir. Fakat bugün itibarıyla bu ezikliği hisseden tasavvuf cemaatleri ve onların müntesibleri bir şekilde bu baskıları,bu ötelemeleri içlerine çekmişler ve ayet-i celilede okuduğumuz gibi ”Va’tesımu bihablillahi cemian” ; Allah’ın ipine topluca sımsıkı sarılın.”Vela teferraku” fırkalar açmayın,ayrışmayın ayet-i celilesinin mucibince ve Efendimiz sav’in bize vermiş olduğu telkinler ve hadis-i nebevinin ışığında bu davayı desteklemişler ve desteklemeye devam etmişlerdir.

Dolayısıyla Kardeşlerim,
Bu önümüzdeki süreçte de bu birlikteliğin devam etmesi,bu teamülün devam etmesi çok önem arz etmektedir.Kendi meşrebî ve umdî değerlerimizi bir kenara bırakarak ümmetin felahı ve geleceği için ve yeniden kuruluş ve diriliş gerçeğini göz önüne alarak, memleketimizde yeniden İslamî bir oluşumun,gelişimin yeşermesi için ve yeni dönemde hususen,geçilmesi istenen bu başkanlık dönemi (cumhurbaşkanlığı sistemi..neyse) noktasında yapılan bu çalışmaları da desteklemek elbetteki bizim şiarımızdır ve siyaseten biat ettiğimiz ve desteklediğimiz kardeşlerin bu çabalarını bir şekilde desteklemek ve bu referandum sürecinde de dua leşker-i olarak,tasavvuf cemaatleri olarak yerimizi almak elbetteki bizlerin vazifesidir.

Tabi burada memleketimiz adına sevindirici gelişmeler de olmaktadır.Bir şekilde muhalefette duran partinin,kardeşlerin de bir tahavvün içine girmesi ve aşağı yukarı bu tahavvünle beraber topluca ”Allah’ın ipine sarılın(Ali İmran 103)” ayetinin mucibince biraraya gelinmesi de sevindirici bir gelişme olmuştur.İnşaallah diğer ana muhalefet partisinin içinde de ehli sünnet damarından olan böyle aileden,soydan,kökten gelerek siyaset yapan kardeşlerimiz de ümmet üzerinde ,millet üzerinde oynanmak istenen oyunlardan bir şekilde haberdar ve uyanık olup bu oyunların farkına vararak,bu birlikteliğin içine girerek,bu büyük birliğin,büyük kardeşliğin tesisini ve yeni bir düzenin memleketimizde oluşumunun temelini hep birlikte atarlar ve atarız inşaallah.

Dolayısıyla Kardeşlerim,
Bu yeni süreç hiçbir zaman böyle hafife alınacak,geri durulacak bir dönem değildir yani düşmanlarımız bu manada; bu milletin ve ümmetin düşmanları,yahudi-nasrani-siyonist çeteleri; müdekkik bir şekilde bizim sürçmemizi, düşmemizi beklemektedir.Dolayısıyla bizler her türlü itilmişlik ve ötelenmişlik duygularını bir kenara bırakarak bu yeni dönemde bir şekilde ikinci Osmanlı ruhuyla dirilen devletimizin arkasında ve yanında durarak ve sistemin aksayan yerlerini de onararak inşaallah güzel bir oluşumla bütün dünyaya,bütün insanlık alemine ve İslam alemine örnek olacak bir hüviyetle yeni bir devlet yapılanmasını hep birlikte hayata geçirmek durumundayız ve zorundayız.Eğer böyle olursa -Allah’ın lütfu keremiyle- inşaallah mazlumların semaya ulaşan ahlarının, dökülen kanlarının ve onlara olan zulümlerin önüne geçmek mümkün olabilecektir ki Cenab-ı Hak bu manada Osmanlı torunları olarak, bu mücadelenin içinde olan insanlar olarak ve bütün meşrepler ve cemaatler olarak bu yapılanmayı hep birlikte oluşturabilmeyi ve bu minval üzere hareket ederek Allah’ın ipine topluca sımsıkı sarılıp bu mücadeleyi topluca vermeyi Cenab-ı Hak bizlere,bütün ümmet-i Muhammed’e,bütün siyasilerimize nasip ve müyesser eylesin inşaallah.

Dolayısıyla ”Evet mi diyoruz;evet diyoruz” inşaallah ve Allah’ın lütf-u keremiyle …Ondan sonrası için de müdekkik durmayı tavsiye ediyoruz.”Edînun-nasiha” (Buhari), ‘din nasihattır’- yani bu alçak siyonist çeteleri elbetteki bununla da durmayacaklar.Belki referandum sonrası ümmeti birbirine karmak-karıştırmak için sokakları belki hareketlendirmek için çalışmalar yapacaktır.Bunun için bütün sivil toplum örgütleri, tasavvuf cemaatleri bir arada uyanık olmalı, müdekkik olmalı ve bu tip hareketlenmelere,bu tip taarruzlara karşı 15 Temmuz misilli belki onun başka bir versiyonuyla ortaya çıkacak hareketlenmelere karşı uyanık ve müdekkik olmamız gerekmektedir inşaallah.

Yani şunu tefşir edelim ki bu sürecin elbetteki geri dönüşü yoktur.Fakat olabilecek badirelere de hazırlıklı olmamız gerekmektedir inşaallah.Dolayısıyla ümre yolculuğumuzun dönüşünde Cenab-ı Hak (cc)bu yapmış olduğumuz hutbenin tesirini halk eylesin ve inşaallah önümüzeki süreçte; vatanımıza, milletimize, devletimize, İslam alemine Cenab-ı Hak hayırlı akıbetlere vesile olacak sonuçları halk eylesin ve inşaallah Cenab-ı Hak umduklarımıza nail, korktuklarımızdan da her birerlerimizi emin eylesin.
Bu vesileyle kafilemizde iki kişi; birisi Danacılı Ahmet Efendi’nin hanımı-annemiz-halife kardeşimizin hanımı vefat etti ve Mekke-i Mükerreme’de kaldı ve kafilemizden bir kardeşimiz de Medine-i Münevvere’de Cennet-ül Baki’ye defnolundu.Cenab-ı Hak her birerlerine de rahmet eylesin ve Cenab-ı Hak (cc); Allah için,lillah için hac ve ümreyi tamamlayanlardan olmayı onlara ve bizlere nasip eylesin ve Cenab-ı Hak (cc) cum’amızı hayırlı, mübarek eylesin.
Selamun Aleykum ve menittebeal huda…

Kaç Yıldız Verirsin?:

Bir Cevap Yazın

Konu Etiket Arşivi