Sitemizde Bulunan Ziyaretçi sayisi
1


Pazartesi323
Salı323
Çarşamba346
Perşembe327
Cuma470
Cumartesi336
Pazar321
Toplam:441,299
En Çok:2,070

HALVETİ UŞŞAKİ KERVANI İPEKYOLUNDA NURANİ YOLCULUKLARINA CEZAYİR SEYAHATİNİ EKLEDİLER...

09.02.2010 Salı günü İstanbul'dan Cezayir'e alemlerin Efendisi Resulullah (s.a.v.) Efendimizin anma etkinliklerine katılmak ve Cezayir'de Halvetiyeden Şabaniye Tarikatinin Rahmaniye kolu şeyhi Muhammed Ezheri Efendinin Celfe şehrinde kendisinin yaptırmış olduğu zaviyesinin içerisinde bulunan caminin resmi açılışında bulunmak ve camiide proğramlara katılmak üzere şeyh Ezheri Efendi'nin davetlisi olarak bulunduk.

Bu geziye Fatih Nurullah Efendi, Muğla emekli müftüsü şeyh İlhan Armutçu Hoca efendi, Bolu'dan Hayrettini Tokadi Hz. Tekkesinden şeyh Yekta Efendi, Fatih Nurullah Efendinin Kıbrıs halifesi Erdoğan Bayar ve Fatih Nurullah Efendinin muhterem babaları Hasan Bedreddin Şağban ve Ankara'dan İsmail Karakaya Hocaefendi'nin oğlu Necip Karakaya kardeşimiz ile toplam yirmibir kişi beraber yola çıkıldı. Salı günü akşam saatilerinde Cezayir'e uçak iniş yaptıktan sonra bizleri karşılamaya gelen şeyh Ezheri Efendi'nin oğlu Ahmet ile kucaklaştık, adeta hasret giderdik...

Bizleri ağırlayan şeyh Ezheri efendi 25 kişilik bir araç tahsis etmiş. Araca binilip şeyh Ezheri Efendi'nin zaviyesinin olduğu yer olan Celfe şehrine doğru yola çıktık. Bu arada akşam karanlığı çöktü. Fatih Nurullah Efendi araçta bulunan tüm kardeşlerimize seyahatimizin önemini belirten bir konuşma ile sohbetine devam ediyordu. Bu davetin aslında alemlerin Efendisi'nin bir daveti olduğunu, insanlığın bu yapılacak olan irşad vazifesinden nasiplerini alacağına dikkat çekiyordu. İrşad görevlisi olarak kendisinin her zamanki gibi örnek davranışı ile yokluk, tevazu ahlak-ı muhammediyeyi düstur edinmiş teveccüh-ü himmet ile ümmeti Muhammed'e ikramda bulunuyor, oradaki İhvan kardeşlerim Fatih Nurullah Efendimizle aşk-ı muhabettin doyumunu yaşıyorlardı...

Sohbetinin bir yerinde Allah (cc.)'ün iki yıl üst üste aynı şekilde Şeyh Ezheri Efendinin şahsında Fatih Nurullah efedimizi dünya müslümanlarına ahlak-ı Muhammediye tasavvufu nisbeti, tecdidi iman yoluna insanlığın hidayeti sebebi lütfunu ihsan ediyordu. Bu görevi Fatih Nurullah Efendimiz sevinçle alemlerin efendisine hürmeten, doyumsuz bir aşk ile yapıyordu.

Yolumuz üç yüz elli km. gibi bir mesafeydi. Gece karanlığında yol alıyorduk. Yollarda kar vardı. Fatih Efendimiz zaman zaman zikir yapıyor, ilahi, divan söylüyordu. Necib Karakaya kardeşimiz tasavvuf musikisi konusunda özellikle Ankara'da çok tanınmış bir kardeşimiz idi. Fatih nurullah Efendimize farklı makamlarda ilahiler okuyordu. Gece Celfeye vardık. Biraz istirahatten sonra cemaatle sabah namazı kılındı, saat dokuz gibi kahvaltıya geçildi.
Hazırlıklar, hizmetler devam ediyor, dünyanın farklı yerlerinden misafirler geliyordu. Gelen misafirler içerisinde seçkin Devlet adamları, Cezayir Devleti Diyanetten sorumlu Bakanı da Şeyh Ezheri Efendinin davetlisi olarak zaviyeye geldiler, Fatih Nurullah Efendiyle tanıştılar. Fatih Nurullah Efendi Cezayir Bakanına İstanbul Topkapı Sarayındaki Resulullah (s.a.v.) efendimizin emanetlerinin resimleri olan arapça baskısı bir kitap hediye ettiler. Bakan Bey Fatih efendiye teşekkür ettiler. Çok farklı kesimlerden insanlar orada Fatih Nurullah Efendimizle görüştüler. Fatih Nurullah Efendimize Cezayirli insanlar: "Türkiye bizim kardeş vatanımız kardeş kardeşi asla unutmaz!" diye muhabetlerini defalaca dile getiriyorlardı. Osmanlı Devletininin, Atalarımızın oradaki insani yardımlarını, onların batı devletlerinin işgaline uğramalarına Osmanlı Devletinin engel olduğunu hiç unutmadıklarını anlatıyorlardı. İslam dininde kardeş olmak güzeldi. İlahi kudret sahibi Allah (cc.) muhabbeti ile görüşmeler yapılıyordu. Farklı insanlar vardı.

Cuma günü geldiğinde caminin açılışına katılmak üzere ilk resmi cuma namazını kılmak için gelen seçkin davetliler de vardı Şeyh Ezheri Efendinin oğlu, aynı zamanda Fatih Nurullah Efendinin de dervişi Moritanya'da ilim tahsili yapan Hamza kardeşimiz Cuma hutbesini okudu. Saygın alimler, seyyidler, kamil insanlar orada islama hizmet için bir araya gelmişlerdi. Cuma namazından sonra akşam hazırlıkları başladı. Akşam sohbet, vaaz, nasihat, ilahiler, divanlar olacaktı.

Suriye'den, Tunusdan, Moritanya'dan, Cezayirin uzak yerlerinden insanlar orada İslam muhabbeti ile bir araya geldiler. Cezayir televizyonları Cuma'dan itibaren canlı yayınlar yapıyordu. Yatsı namazından sonra Fatih Nurullah Efendiyi Şeyh Ezheri Efendi zikir yapmaları için davet ettiler. Türkiye'den giden kardeşlerimizle berebar halkayı zikir için Fatih Nurullah efendimiz destur aldılar. Zikire başlandı... o anda adeta farklı bir hikmet oldu insanlar birden ayağa kalktı zikir yapan kardeşlerimizin etrafını sardılar dikkatle Fatih Nurullah Efendiye hayran hayran bakıyorlardı. Camide program yapıldıktan sonra insanlar Fatih Nurullah Efendiye hürmeten yakın olmak, onunla konuşmak maksadı ile yanına geliyorlardı.

Orada birisi vardı, ilk defa gördüğüm bir kardeşimiz. Kendisi yirmi altı yaşlarında ilmi ile arif, Resulullah efendimizin Haşimi soyundan Seyyid bir zat Fatih Nurullah Efendimize: "efendim sizi gördüğüme çok sevindim, Allah razı olsun size hayran oldum." dedi. Fatih efendimize: "biz seyyid değiliz siz seyyidsiniz" diye teveccühü hürmette bulundular. O anı yaşayan kadeşiniz olarak (anlatılmaz yaşanır) demekten başka bir ifade bulamıyorum. Bu teveccühe şahit olan İlhan Armutçu Efendi şöyle hitab etti: "Fatih Efendi tarih yazıyorsunuz farkındamısınız!" diye buyurdular. Fatih Nurullah Efendi de: "Efendim siz de şahitliğinizle o tarihi aydınlatıyorsunuz." diye latifede bulundular. Proğram içeride tamamlandı. Dışarıda ise havai fişeklerle gece gösterisi başladı. Akıl almaz bir güzellik vardı, daha sonra helva ikramı yapıldı. Sonra yemek daveti ile ikramlar yapıldı. Şeyh Ezheri Efendi gelen misafirleri ile tek tek ilgileniyordu. Muhammed Ezheri efendinin o gür sesi kısılmış, fakat hizmetinde hiç aksama yoktu. Dostları onu seyrediyorlardı, O da bu mutluluğun tadını yaşıyordu. Herkesin duası onun içindi İslama, hakka hizmet ediyordu. Konaklayan misafirlerinin istirahate geçtiği bilgisini almadan kendisi oradan ayrılmıyordu. Fatih Nurullah Efendinin her fırsatta yanına geliyor, her an her saat hatırını soruyor, afiyette olduğunu öğrenince, "elhamdulillah" diye dua ediyordu. Sadece Cuma günü ikibin üçyüz kişiye yemek ikramında bulunduklarını söylediler. Bütün misafirler gittikten sonra Şeyh Ezheri Efendi Türkiye'den gelenlere Suriyeden gelen mevlithanlar; Ali Kadduri efendi ve Abdulaziz efendilere dönüş müsadesi vermedi. Fatih Nurullah Efendim ahlak-ı Muhammediye tariki müstakıyim muhabbeti ile teslimiyet gösterip Şeyh Ezheri Efendiye: "Biz size tabiyiz efendi" dediler. Cumartesi günü Şeyh Ezheri Efendinin Üstadının bulunduğu Tolaga şehrine gitmek üzere yola çıkıldı. Yaklaşık 360 km. Tolaga şehrine yakın bir yerde Ukba bin Munaf isminde bir sahabey-i kiram efendimizi ziyaret etmek nasip oldu elhamdulillah.
Kabir taşında Ukba bin Munaf Rahimallah yazıyor. diye tercüme ettiler. Bu mübarek insan Afrika Kıtasını fethe gelmiş, oradan Afrika sahiline kadar varıp atını denize sürüp, boğazına kadar suya batınca Allah (cc.)'e: "Ya Rabbi eğer atım suya batmasaydı zatına iman , İslam dinini kabul etmeyen hiçbir varlığı izn-i kudretinle sağ bırakmayacaktım ya rabbi!" diye duada bulunmuş. Sağlığında üç vasiyette bulunmuş.

1. Kur'andan ayrılmayın, nefsin hoşuna giden boş sözlerle zihninizi işgal altında bırakmayın!
2. Konuşanlar Alim de olsa faydasız sözlerine kanmayın !
3. Borç ile hiçbir dünya varlığına sahip olmayı kabul etmeyin !
buyurmuşlar. Allah onlardan razı olsun şefaatlerine nail eylesin bize doğru yolu göstermişler. Ziyaretten sonra Tolaga şehrine varıldı. Ezheri Efendinin şeyhi Fatih Nurullah efendimizle yanındaki misafirlerini oğulları ile birlikte karşıladı ve hizmette bulundular. Orada beşyüz elli yıllık Osmanlıdan kalma bir zaviyesi (dergah ) var. Şeyh Efendinin orada hizmette bulunduğunu bir yıl önceki ziyaretimizden biliyorduk oraya varıldı. İkramdan hemen sonra: "Dergahda zikir yapmamızı, dergahın bereketlenmesini istiyoruz." dediler. Fatih Nurullah efendimiz destur aldı zikir yapıldı. Dualar edildi sonra onbir asırlık kitapların olduğu bir kütüphaneyi Fatih Nurullah Efendimizle beraber olan herkese ziyaret ettirdiler. Orada talebe okutuluyor, dersler veriliyordu.

Ziyeretler yapıldı, hatıra resimler çekildi, hediyeler takdim edildi, ikramlar yapıldı. Fatih Nurullah Efendimiz de oradaki cematimize bu ziyaretlerin Allah (cc.) katında çok kıymetli olduğunu dile getirdi. Oradaki Şeyh Efendi bu ziyaretlerde nasibi olanların ahirette hasılı murat olacağını, rıza-i lutfa mazhar olunacağını ve dualar edeceğini ifade ettiler.

Daha sonra muhabbeti hürmetle ordan tekrar Celfe şehrine geçildi Şeyh Ezheri Efendinin zaviyesine gelinip istirahata geçildi. Pazar günü celfeye 40.km uzaklıkta bir yerde Agvat şehri varmış. Burası bir Türk şehriymiş. Burada yaşayanların soyadları hep Türk isminden oluşuyor, diye bilgi verdiler. Orada bir türbe ziyareti yapıldı. Oradan Şeyh Ezheri efendinin ismini aldığı dedesi şeyh Ezheri efendinin kabrine geçildi. Orada Rabbimizden bir güzellik ihsan olundu. Şu anda kabrin bulunduğu yerde zatın torunu o bölgede üniversitede öğretim görevlisi ve aynı zamanda bir şeyh kardeşimiz var. O bölgede Belediye Başkan yardımcısı bir kişi sabah namazına kalkıyor namazını kıldıktan sonra dua ederken irade dışı bir hal ile "ya rabbi üzerimdeki sıkıntıları al beni dostlarınla görüştür." diye dua ediyor. Sonra kendi de şaşırıyor bu haline sonra sabah
oluyor öğlen vakti sıkıntı ile Ezheri Efendinin torununa telefon açıyor ve bu dua halini anlatıyor. O anda Fatih Nurullah efendi ve berabar olan herkes orada ziyaret yapıyor. Akademisyen Şeyh kardeşimizde ona: "Allah dostları şimdi burada hemen gel elini öp dualarını al" diyor.

Bu kardeşimiz de hemen aracına atlayıp geldi oraya. Ziyaret yapıldığı an bir kişi geldi, oraya kabrin başında efendimize muhabbetle yakın olmaya çalışıyor sonra ikramda bulunmak istediler. Bu kardeşimizin bu dua halini Fatih Nurullah efendimize anlattılar. O anda çok feyizli muhabbetli bir güzellik yaşandı tarifi mümkün değil. Kardeşlerim efedimiz mutlu ve bir o kadar da cenab-ı Hakka müteveccih halde yanında olanlara teveccühle nazar ediyordu.

Oradan ayrıldıktan sonra Muhammed bin Azuz Hz. nin doğduğu yeri ve şehri ziyaret etmek üzere yola çıktık.

Rahmet-i lutfile vaktimiz olduğu kadar ziyaretler yapıldı. Pazar günü akşam Ezheri Efendiyle baş başa hususi bir proğram yapıldı Suriyeli mevlithanlar ile Necip Karakaya kadeşimiz ilahiler, divanlar, zikirler, dualar, muhabbet-i Muhammediye ile o anın bereketi yaşandı.

Pazartesi günü Şeyh Ezheri efendi ile kahvaltı yapıldıktan sonra istirahat etmek isteyenler odalarına çekildiler. Celfe şehrini gezmek isteyen kardeşlerimize de şehir turu yapıtırıldı.

Hasılı akşam oldu yola çıkma hazırlıkları başladı. Şeyh Ezheri efendi herkese hediyeler vermek üzere toplantı yaptı orada bu ziyaretin her yıl yapılması gerektiğini Fatih Nurullah Efendinin irşad görevinin alemi islama faydalı olması için bu irşad vazifesine devam edilmesi gerektiğinin altını çizerek tekrar tekrar vurguladı. İhvan kardeşlerimize Fatih Nurullah efendinin nezdinde herkesin onun dostu olduğunu Fatih Efendiyi tanımayanın onunla hiç bir bağı olamayacağını açık açık ifade ettiler.

Öncelikle bu yolculukta Fatih Nurullah efendimizle ve dostları, İlhan Armutçu Hocaefendi, Yekta Efendi, Necip Karakaya kardeşim ve bütün ihvan kardeşlerimden hizmette kusur, sözde sürç-ü lisan ile hata etmiş isem rızai Allah, hürmet-i resulullah himmet-i Fatih Nurullah Efendim aşk-ı muhabbetine affımı dilerim. Allah'a emanet olun.

 

NuraniTV 2011